YEREL
Giriş Tarihi : 18-05-2021 11:04   Güncelleme : 18-05-2021 11:04

“En büyük özgürlük ekonomik özgürlüğüdür”

Dilan Şahinbaş’ın sunumuyla Artvinli TV’de yayınlanan “Söz Sizde” programına, DŞN Danışmanlık ve Organizasyon İşletmecileri Dilek Çoruh ve Nesrin Öztürk konuk oldu.

“En büyük özgürlük ekonomik özgürlüğüdür”

Programda çalışma hayatlarından bahseden Dilek Çoruh ve Nesrin Öztürk, pandemi gibi zor bir süreçte bu işe atıldıklarını fakat yılmak yok deyip yola devam ettiklerini ifade etti.

İşte programın detayları…

Dilek Çoruh: İş hayatına 17 yaşında atıldım, 30 yıllık bir çalışma hayatım var. Bu 30 yıl içerisinde özel bir sektörde 3 yıl çalıştım daha sonra hasta hanede, PTT ve Türk Telekom’da çay ocağını çalıştırdım. Daha sonra TEDAŞ’a inip devlet zamanında orada çalışıp özelleştikten sonra AKSA da çalışmaya devam edip oradan emekli oldum. Şu an da arkadaşımla beraber Danışmanlık Bürosunu açtık. Çalışmalarımız devam ediyor.

Nesrin Öztürk: 18 yaşımda lise bittikten bir yıl sonra sadece tezgahtar olarak bir iş yerinde çalıştım. 28 yaşımda tekrar işe girdim. 20 Yıl boyunca Esnaf Odalar Birliğinin Genel sekterliğini yaptım. Daha sonra emekli oldum. Bu süreçte esnafımızı tanıdık ve esnafımızla iç içe olduk. Daha sonra arkadaşımla Artvin’de bir şeyler yapmaya karar verdik. Esnafları bu kadar iyi tanıyoruz madem bizde esnaf olalım dedik. Böylece esnaflığa adım attık.

Çalışma hayatı başlama hikayeniz nasıl oldu?

Dilek Çoruh: Aklımda böyle bir iş vardı. Fakat cesaretim yoktu. Yine bir gün arkadaşım Nesrin ile oturup konuştuğumuzda ani bir karar sonucunda gidip büroyu tuttuk. Ertesi gün işlemlere başladık. Açılışını yaptık. Pandemi gibi zor bir süreçte de bu işe atıldık ama başaracağız yılmak yok deyip yola devam ettik. Şu anda kendi işimizi yapıyoruz.

20 yılda neler yaşadınız? Çalışma hayatınızın size katkıları neler oldu?

Dilek Çoruh: Şöyle bir anım var, ben liseyi bitirene kadar sadece okul ve ev arası gezerdim. Arkadaşımla kafeye gidip oturmam asla olmamıştır. Çalışma hayatıma başladığımda bana git bankaya para yatır dediklerinde çarşıya hiç çıkmadığım için Akbank’ın nerede olduğunu bilmiyordum ve üç saat Artvin de Akbank’ı aramıştım. Çalıştığım iş yerinde bir sürü fırça yemişliğim olmuştur. Ve o gece yattığımda “Dilek sen değişmelisin artık yeni bir dilek ortaya çıkmak zorunda.” dedim kendi kendime. O günden sonra tuttuğunu koparan ve kafaya koyduktan sonra her işi yapan bir insan oldum.

Nesrin Öztürk: 28 Yaşından sonra işe girmem çok farklı bir şey oldu. Çünkü 28 yaşınıza kadar evdesiniz. İşe girmemde de en büyük etken şu an ki belediye başkanımız Demirhan Elçin’dir. Kendisi o zaman Esnaf Odalar Birliğinin Birlik başkanıydı. Bir muhasebe elemanına ihtiyaçları vardı. Bizimle çalışır mısın dedi ve 99’dan 2020’ye kadar beraber çalıştık. Bir iş yerine girerken kendinden emin bir şekilde ve cesaretle girdiğin zaman bunların bize çok büyük bir katkısı oluyordu. Çünkü bunlar öğretilen bir şey değil yaşanarak olan bir şey. İlkokul, ortaokul üniversite mezunu olup ta boşta kalan çok esnafımız var. Bu süreçte onlarla diyalog kurabilmeyi ve hitap edebilmeyi öğrendik. Cesaretimizi birebir katlattık. İş yerlerinin bize o yüzden çok büyük bir katkısı oldu. Çalışma hayatı çok iyi bir şey. Ekonomi özgürlüğün var, en azından eşine bana şu para lazım şunu ver demiyorsunuz. Çünkü çalışan bir bireyin zaten ekonomi özgürlüğü oluyor ve kimseye muhtaç olmuyorsunuz. Çalışırken mecburen çocukları bırakıp gidiyorsunuz onun eksikliği var yok değil ama en azından emekli olduğunuz zaman biliyorsunuz ki benim aylık bankadan gidip alacağım bir param var. En büyük özgürlük ekonomik özgürlüğüdür. Ekonomi varsa bir kadın özgürdür demektir.

Çalıştığınız sektör ile alakalı açıklama yapabilir misiniz?

Nesrin Öztürk: Artvin’de ilk defa bir işkolunu açtık. Bu iş kolunu açarken çocuk, hasta bakıcılığı, ev temizliği gibi düşüncelerden yola çıktık. Sadece Artvin için değil 81 il artı yurt dışı içinde çalışmalarımız var. Oralardan talep geldikçe biz elemanları gönderip onları yerleştirdik. Ailelere ve elemanlara bir iş imkânı sunmak için yola çıktık. Çalışmalarımız bu şekilde ilerliyor. Eğer bir şeyler başarıyorsak, insanlara iş verebiliyorsak, insanlar evlerine ekmek götürebiliyorlarsa ne mutlu bizlere.