Yerel
Giriş Tarihi : 10-11-2022 11:32

Eğitimcilerden Bütçe Eylem Planı

Eğitimcilerden Bütçe Eylem Planı

2023 bütçe teklifinin TBMM ihtisas komisyonundaki çalışmaları devam ederken, Eğitim-Sen, bütçeyle ‘geçinemiyoruz´ diyenlerin nefes almasının sağlanmasını istedi.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Eğitim-Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeleri devam eden 2023 bütçe taslağı ile gelirlerin kimlerden sağlanacağı ve kimler için harcanacağının belirlendiğini belirterek,Halktan, Emekten Yana Bir Bütçe” başlığı altında yakın günlerde hayata geçirecekleri eylem ve etkinlikler programını hazırladıklarını duyurdu.

Gümüş’ün yayınladığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Artan yoksulluğumuz ve ağırlaşan yaşam koşullarında TBMM’de 2023 Bütçesi görüşülüyor. Her şeyin Saray’dan belirlendiği, bütçe hakkımızın elimizden alındığı, parlamentonun dahi göstermelik hale getirildiği bir süreçteyiz. Maaşlarımızdan ödeyeceğimiz vergilere, yararlanacağımız kamu hizmetinden, faturalarımıza kadar hayatımızın her alanı bütçe ile belirleniyor.

Bütçeler bir ülkede kaynakların, gelirlerin kimlerden toplandığını ve söz konusu gelir ve kaynakların kimler için kullanılacağını gösteren belgelerdir. Buradan hareketle bir ülkedeki mevcut sistemin kimden veya kimlerden yana olduğunu anlamanın en kolay yolu bütçesine bakmaktır.

Kaynaklar, gelirler kimlerden toplanıyor, kimlerin faydası için kullanılıyor? Temel soru budur.

Şu çok nettir ki, bütçeler, yoksuldan alıp zengine verme politikasının en temel aracı olarak kullanılmaktadır. Çünkü bütçelerin temel kaynağını oluşturan vergilerin tüm yükü başta biz emekçiler olmak üzere halka yıkılırken; vergi istisnası, muafiyeti, affı, indirimi, teşvik, hazine garantisi  gibi yollarla  zenginler, patronlar kollanmaktadır. “Vergi harcaması” adı altında her yıl on milyarlarca vergi gelirinden vazgeçilmektedir.  Örneğin, 2021 yılında toplanması hedeflenen her 100 TL’lik verginin 25 TL’sinden sermeye lehine vazgeçilmiştir. Toplanan vergiler artık bize yol, su, elektrik olarak dönmemekte, aksine yol, su, köprü, tünel için ayrıca yüklü miktarda para alınmaktadır. Vergilerimiz, hizmet alsak da almasak da Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri denilen Şehir Hastanesi, yol, köprü, tünel yapan şirketlere, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine Hazine garantisi olarak aktarılmaktadır.

Kamu hizmetilerine ayrılan kaynaklar-yatırımlar gittikçe azaltılmakta, sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu hizmetleri piyasalaştırılmaktadır. Kadınların en temel ihtiyacı olan toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme her seferinde göz ardı edilmekte, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik programlar için neredeyse hiç kaynak ayrılmamaktadır. Kadınların işgücüne, istihdama katılmadaki eşitsizliği başta olmak üzere mevcut olan eşitsizlikler artarak devam etmektedir. Daha fazla ücretsiz ev içi emek ve bakım emeği harcamak zorunda bırakılan yine kadınlar olmaktadır.

2023 yılı bütçesi bir faiz bütçesidir. AKP+MHP iktidar bloğu son yıllarda giderek anaparaya yetişecek oranda faize kaynak ayırmaktadır. Bütçeden faiz giderleri için, Kur Korumalı Mevduatlar (KKM) için ayrılan tutar hariç, 566 milyar TL ayrılmıştır. Bu durumda halktan toplanan her 100 liralık verginin 18 TL’si faize gidecektir. Faiz giderleri bütçe giderleri içerisinde 3. Sıraya yükselmiştir. İktidarın her fırsatta faize karşı olduğunu belirtmesinin büyük bir yalan olduğu bu bütçe rakamları ile de doğrulanmıştır. 2023 yılı bütçesi aynı zamanda bir seçim bütçesidir. İktidarın kimi kesimlere bir miktar kaynak aktarması tamamen seçime endeksli olup kaşıkla vereceğini kepçeyle toplayacağı yeniden değerleme oranlarından da anlaşılmaktadır.

Maliye Bakanı Nebati’nin iddiasının aksine 2023 bütçesi de diğer bütçeler gibi enflasyonist bir bütçedir. İktidarın ajandasına uygun rakamları açıklamakla görevlendirilen TÜİK rakamlarına göre Ekim enflasyonu yüzde 85,5, ENAG’a göre ise yüzde 185,3’tür. TÜİK rakamları doğru ise 2023 yılı yeniden değerlendirme oranının neden yüzde 122,9 olarak belirlendiği sorusunu her vatandaşımız iktidara sormalıdır. Memurun, işçinin, emeklinin, asgari ücretlinin maaşını hesaplarken TÜİK enflasyon oranını esas alan iktidar kendi alacağına sıra gelince her nedense TÜİK rakamlarını esas almamaktadır. 2023 bütçesi son yıllardaki diğer bütçeler gibi bir otoriterleşme ve savaş bütçesidir. Suriye’den, Libya’ya, Afrika’ya uzanan emperyal arayışlara, Kürt sorununda benimsenen çözümsüzlük politikalarına, iç ve dış politikada izlenen gerginlik stratejisine paralel olarak Türkiye, yıllardır yüksek savunma ve güvenlik harcamaları açısından dünyada ilk on ülke içinde yer almaktadır. 2023 yılı bütçesinde toplanacak her 100 lira verginin en az 15 TL’si silahlanma için harcanacaktır.

İHA, SİHA, saldırı helikopterleri vb savaş araçlarına devasa kaynaklar aktaran iktidarın yangın uçaklarına para bulamaması iktidarın önceliklerini göstermesi açısından çarpıcı bir örnektir. İktidar yeni okullar açma, emekçilere insanca yaşayacak ücret verme, öğrencilere daha sağlıklı ortam hazırlığı müjdesi vermeyen iktidar önümüzdeki yıllarda yeni cezaevleri yapacağı müjdesi vermeye devam etmektedir. Yeni silahlar geliştirdiğini, savaş uçakları yapacağını söylemektedir. Dolaysıyla 2023 Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere fiili OHAL koşullarında gireceğimiz bütçe rakamlarından da anlaşılmaktadır. 2023 yılı bütçesi toplumsal ilişkilerin ve yaşam tarzlarımızın dinsel referanslarla şekillendirilmeye çalışılacağına, laiklik karşıtı faaliyetlerin devam edeceğine dair de ciddi veriler sunmaktadır. Din hizmetlerine ayrılan payın 2023 bütçesinde yüzde 117 artırılması bu duruma yeterince açıklık getirmektedir. Sırtını halka, emekçilere yüzünü ise sermayeye ve patronlara dönen bu bütçelerle geldiğimiz yer ortadadır. Emeği ile geçim mücadelesi veren milyonlar derin bir yoksullaşma ve güvencesizleşmeye itilmiştir. Hayat pahalılığı ve işsizlik kronik bir hale gelmiştir. Türkiye ‘Asgari Ücretliler Ülkesi’ne dönüştürülmüş, emeğin milli gelirden aldığı pay gittikçe düşürülmüştür.

Kamu hizmetleri alanı piyasalaştırma, özelleştirme, yatırımların kısılması yolu ile alabildiğine daraltılmıştır. Ekonomiden, iç ve dış politikaya, istihdamdan güvenliğe, eğitim ve sağlıktan barınma hakkına kadar akla gelebilecek her alanda adeta çıkmaz bir sokağa sürüklenmiş bulunuyoruz. Ülkedeki işsizler ordusu büyümüş, kronik hale gelen işsizlik çalışanların ücretlerini, çalışma koşullarını, sendikal haklarını baskılamanın aracına dönüştürülmüştür. Derin bir toplumsal yoksulluk, artan mafyalaşma, yolsuzluk ve buna karşı çıkan herkesin baskı ile sindirmeye dayalı bir yasaklar ülkesi tablosu ile karşı karşıyayız.

KESK olarak yıllardır iktidarda kimin, kimlerin olduğuna aldırmaksızın bu tablonun değişmesi için fiili ve meşru bir mücadele yürütüyoruz. Bu uğurda ihraçlar da dahil olmak üzere birçok bedel ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Ancak bedeli ne olursa olsun iktidarların kapı kulu olmayı reddetmeye, iktidarların memuru değil, halkın kamu emekçisi ve mücadele örgütü olarak sadece kendimiz için değil, herkes için Halktan, Emekten Yana Bir Bütçe istemeye devam edeceğiz. Bu talep sadece bizim değil iktidarın sermaye yanlısı bütçelerine karşı toplumun yüzde 99’unun talebidir. Bu gerçekleşinceye kadar mücadelemizi kesintisiz olarak sürdürmeye devam edeceğiz.

2023 yılı bütçe sürecinde temel taleplerimizin dikkate alınması için “Halktan, Emekten Yana Bir Bütçe” başlığı altında yakın günlerde hayata geçireceğimiz eylem ve etkinlikler programımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bu çerçevede:

9-18 Kasım 2022 tarihlerinde çalıştığımız işyerlerinde toplantılar, forumlar, bildiri, broşür dağıtımı yaparak emekçiden alıp sermayeye aktaran bu bütçeye karşı birlikte mücadele olanaklarını tartışacağız. 16-17 Kasım 2022 tarihlerinde bütçe taleplerimizi içeren kokartlarımızı takacağız. 9 Kasım 9 Aralık 2022 tarih aralığında; işyerleri önünde stantlar açarak temel taleplerimizi içeren ve TBMM’ye sunulacak imza kampanyası düzenleyeceğiz. Bütçe sürecinin sonlanacağı aralık ayının son haftasına kadar KESK’e bağlı tüm sendikalarımızın merkez ve şube yöneticileri ile birlikte işyeri alan çalışmaları yapacağız.

Elbette sermaye yanlısı bu bütçeden sadece kamu emekçileri ve emeklileri mağdur olmuyor, toplumun çok geniş kesimi bugün yoksulluk ve yoksunlukla hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bu nedenle bütçe karşıtı eylem ve etkinliklerimizi örgütlerken merkezi ve yerel düzeyde diğer emek meslek örgütleri ve demokrasi bileşenleri ile mücadele sürecini ortaklaştırmak için girişimlerde bulunuyoruz. Ortaya çıkacak planlama, eylem ve etkinlikleri sizlerle, emekçilerle paylaşacağımızı ifade etmek istiyoruz.

Bu vesileyle bir kez daha başta kamu emekçileri olmak üzere tüm emekçileri, dar gelirli vatandaşlarımızı kadınları, gençleri Halktan, Emekten Yana Bütçe için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

Dilan Şahinbaş

 

Artvin'de HaberArtvin'de Haber