YEREL
Giriş Tarihi : 09-10-2021 17:44   Güncelleme : 09-10-2021 17:44

DEVLET’İ TEMSİL EDENLERE YAKIŞMAYAN HAREKETLER

DEVLET’İ TEMSİL EDENLERE YAKIŞMAYAN HAREKETLER

Halkevleri Artvin Şube Başkanı Dursun Ali Koyuncu, çay üreticileri ile ilgili kota tartışması ve Hopa’da 25 Mayıs 2021 tarihinde ÇAYKUR’un kota ve kontenjan uygulamalarını protesto eden çay üreticilerine uyguladığı 3 bin 400 TL para cezası hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Koyuncu, Hopa Kaymakamlığını 3 bin 450 Tl para cezası tebliği ettiğini belirterek, “Eylemde çok kişi vardı. Seçtikleri kişilere ceza kestiler. Bizi seçtiler. O gün 50 kişi gözaltına alındı hiç kimsenin birbirinden farkı yoktu. Kaymakamımız biraz ideolojik davrandığı için seçtiği kişileri ceza kesti. İdareciliğe yakışmıyor, devleti temsil eden kişilere yakışmayan hareketler. Çünkü bir kenti yönetiyorsanız adil olmanız gerekiyor, bir kentin en üst kademesinde iseniz herkese objektif davranmanız gerekiyor. Pandemi koşullarını bahane ederek bize bu cezaları kestiler fakat bu cezalar asla caydırıcı olmayacak, biz yolumuzdan dönmeyiz. Aynı sorunlarla tekrar karşılaştığımızda yine aynı eylemleri yapacağız. Biz bu kota ve kontenjan sorunu çözene kadar asla geri durmayacağız. Bunlar caydırıcı olmuyor, tam tersine bizi daha fazla öfkelendiriyor daha fazla kenetlendiriyor. Daha kararlı oluyoruz çünkü bu tarz saldırılar bizi bütünleştiriyor, dayanışma ağlarını güçlendiriyor” dedi.

‘Devletin demesi gerekir ki…’

Sorunlara yönelin sadece eylem yapmanın bir şey ifade etmediğini belirten Koyuncu, “Sorunlar devam ediyor ve biz de üzülüyoruz. Aslında işin devamını getirmemiz gerekiyor.  Biz bu halkın sorunlarına çözüm bulmadan bu işler, bu dertler çözülmez. Devlet, özel sektörü denetlediği takdirde, fabrika yaptırdığı takdirde bu sorun çözülecek. Bu söz konusu eylemden önce de biz fabrikaya gitmiştik, fabrika müdürü kapasitelerinin sınırlı olduğunu, ünlük 180 tonun üzerine çıkamadıkları için kontenjan uygulamak zorunda kaldıklarını söylemişti. Doğrudur, matematik var ortada. Bir fabrikanın kapasitesi belli ise kota olması normal ama ortada bahçedeki çay da var. Düşünün ki gelecek öğrenci sayısı belli ama ortada yurt yok. Çay var dalında hatta tonlarca çay var ama senin bunu işleyecek kapasiten yok. Bu aşamada özel sektör de ÇAYKUR'un bu çayı alamayacağını bildiği için, insanların elinde çayın kalacağını bildiği için o da fırsatçılık yapıyor. Devlet 3.800’den çay alıyor bizden, destekleme hariç net 3.80 den çay alıyor ama özel sektör 2.400 liradan çay alıyor. Bu büyük fırsatçılık” diyerek ÇAYKUR’U da zarar ettiren sebeplerden birinin de özel sektörün devletin uyguladığı fiyatın altında çay alması olduğuna dikkat çekti.

ÇAYKUR’un halk için bir kurum olduğunu hatırlatan Koyuncu, “Bizim ÇAYKUR işletmesine sahip çıkmamız gerekmektedir. Bizim sorunumuz ÇAYKUR’u yönetenlerle. ÇAYKUR bu memleketin olmazsa olmazıdır, bu memleketin ihtiyacıdır. ÇAYKUR’u kapattıkları zaman halk daha da mağdur olacaktır. ÇAYKUR gibi bir işletmeye bu halkın ihtiyacı vardır. Ne yazık ki onu  da yanlış yönetiyorlar. Borca boğdular. ÇAYKUR 'da borç batağında şimdi. Devlet ile özel sektör arasında 1500 lira fiyat farkı var. Eğer bunun ederi 1500 lira ise bunu da denetlemeleri gerekir. Devletin demesi gerekir ki bunun hakkı bu kadardır, özel sektör ancak bu fiyattan alabilir fakat devlet bunu da denetlemiyor, müdahale etmiyorlar” ifadelerini kullandı.

 ‘Halktan yana, halkı düşünen bir politikaya ihtiyaç var’

Tarım Kredi ile ilgili tanzim satış mağazaları açılması kararının verilmesini değerlendiren Koyuncu şu ifadeleri kullandı:

Gösteriş olduğunu düşünüyorum. Ben Tarım Kredi Kooperatifi'nden faizli gübre alırken faiz ödedim. Ödemem birkaç gün geciktiği için takibe düştüm. Sen üretici için varsın fakat üreticiyi korumuyorsun. Tarım Kredi Kooperatifi'nin Kendisi de halktan ucuz çay alıyor. Tarım Kredi Kooperatifi için tanzim satış noktaları açılması konusu hep reklamdır, gerçekçi değildir. Tarım Kredi’nin uyguladığı ücretlere gidin bakın bize fahiş fiyattan gübre sattılar. Üstelik faizini de aldılar. Şimdi bir de kefil istiyorlar bizden. Ben üreticiyim ayrıca çiftçi kayıt sistemine kayıtlıyım. Benden 2 tane kefil istiyorlar, ruhsat bile vermişsin bana fakat gübre vermiyorsun kefil getirmeden. Ben aynı zamanda Tarım Kredi Kooperatifi'nin ortağıyım. İş makinalarını, araç gereçlerini almaya kalkıştığımda bunun ücretini peşin ödeyemediğim zaman sen bana faiz uyguluyorsun. Faiz uygulaması yapmadan3-4 ay üreticiye müsaade et ve bu kredileri ver. Bu mağduriyetlerin devam etmemesi için ciddi bir tarım politikasına ihtiyaç var. Halktan yana halkı düşünen bir politikaya ihtiyacımız var. Bu Sorunu çözme iddiasında olan kişiler halkla birlikte sistematik, planlı, programlı bir tarım politikası üretmek zorundalar. Ziraat mühendisleri, üreticiler ve bu ülkeyi yönetenlerin ortak bir şekilde bu sorunu çözmesi gerekiyor. Ziraat mühendisleri ortada yok, üreticiler ortada yok.

‘Çay üreticisini tüccara, halkı 4-5 zincir mağazasına mahkum ederseniz çözülmez’

Türkiye'de satış mağazaları kurarak bu işle mücadele edemezsiniz. Örneğin 5 tane büyük mağaza zincirine karşı dünya savaş açtığını söylüyor. Fakat bu mağazaların kırtasiye ürünü satmasının önünü zamanında açtılar. Bu mağazaların her türlü ticari faaliyeti yapmasını izin verdiler. Neredeyse araç yedek parçası satmaya başlayacaklar. Bu mağazaların market ürünleri dışındaki şeylerin satışını yapmalarının önünü açtılar. Halkımız da maddi durumu ona uygun olduğu için daha ucuz gördükleri için oradan alıyorlar. Onların sattığı fiyata sıradan bir esnaf satamaz. O yüzden halkın bu tarz firmalarla mücadele etmesi çok zor. O yüzden tarım politikasının düzenlenmesi gerekiyor. Ülkenin Tarım Bakanı'nın bu sorunu halka rağmen değil halkla beraber çözmesi gerekiyor. Çay sorununda da bahsettim; siz çay üreticisini tüccara mahkûm ederseniz halkı da 4-5 tane zincir mağazaya mahkum ederseniz çözülmez.

Eğer serbest piyasa ekonomisini savunuyorsanız, kapitalizmi savunuyorsanız, doğal olarak bu tarz denetlemeleri yapamazsınız. Bu tarz şeyler serbest piyasa ekonomisinde yapamazsınız. Kanunlar size izin vermez. Eskiden zabıtalar denetlerdi fakat şimdi zabıtalarda denetleyemez. AK Parti de CHP de HDP de olsa bunları kimse denetleyemez. Bunlar kendilerine sosyalist demeden sosyalist ekonomi savunur hale geldiler. Çünkü halkın sorunlarını çözmenin tek ve yegane yolu tüccara müdahale etmekten geçmektedir. Çay üreticinin sorununu çözecekseniz tüccara müdahale edeceksiniz. Aradaki aracılara müdahale edeceksiniz.

‘83 milyonun yaşadığı krizi görmüyorlar’

Şu anda gıda terörü esiyor ve sağlıklı gıdaya ulaşmak oldukça zor hale geldi. Bu ülkenin Bakanları tüccar yani iş insanı. Tüccarın olduğu yer doğal olarak iş piyasasının çıkarlarını savunuyor. Bugün aradaki aracıları bunların engellemesi mümkün değildir. Çünkü tüccarların ülkeyi yönettiği yerlerde tüccarların çıkarının dışında bir şeylerin olması söz konusu olmaz ya da dönemsel olur. Dönemsel olarak çıkarlarından vazgeçerler, bu genelde seçim dönemine denk gelir. Aşırı çıkardan vazgeçerler biraz iktidar şov yapsın diye o dönemde şov yaparlar. Dönemsel ucuzlamalar olur, bu bir şovdur. Ancak bu şov bir kriz aşımıdır. Bu ülkede bir kriz vardır o da yönetim krizi. Şu an 83 milyonun yaşadığı krizi görmüyorlar.”

DİLAN ŞAHİNBAŞ