YEREL
Giriş Tarihi : 11-03-2021 14:18   Güncelleme : 11-03-2021 14:18

Çözüm Önleyici Politikalarda

Artvinli Kadınlar’dan Özlem Akyürek kadın cinayetlerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Çözüm Önleyici Politikalarda

Yapılan araştırmalara göre 08 Mart 2020 tarihinden 08 Mart 2021 tarihine kadar 304 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Katledilen kadınların 171’i ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Artvinli Kadınlar’dan Özlem Akyürek 1 senelik süreci ve Artvin’de kadın olarak yaşamayı değerlendirdi.

Son süreçte kadın cinayetlerinin artmasının pandemiden kaynaklandığını, pandemide aile içi şiddetin arttığını çünkü insanların ev içinde kendilerine ait alanlar oluşturamadığını, kadınların kendilerini koruyabilecekleri alanların olmadığını vurgulayan Akyürek, “Kadın cinayetleri önceden de vardı, pandemi öncesinde de sürekli mücadele ettiğimiz, konuştuğumuz bir konuydu bu. Önlemeye çalıştığımız bir konuydu ama pandemiden itibaren kadınların ev içerisinde daha fazla kalması ile birlikte kadına şiddet ve cinayet aşırı şekilde arttı ve dozu da yükselmeye başladı” diyerek kurumları her defasında işbirliği yapmaya çağırdıklarını ama bu işbirliğinin sağlanamadığını eksiklikler olduğunu bu yüzden de erkek şiddetinin giderek arttığını belirtti.

 Kadın hakları üzerine farkındalık yapan sivil toplum kuruluşlarının intikam üzerinden değil eşitlik üzerinden propaganda yaptıklarını, artık şiddetsiz bir dünya istediklerini aktaran Akyürek, “Şiddetin yerine sevgiyi koyabileceğimiz bir dünya istiyoruz, çocukların kadınların daha güvenilir bir ortamda büyüyebildiği, yaşayabildiği bir dünya istiyoruz. Bunun içinde hadım ve cinayet çözüm değil. Politik olarak baktığımız da bunun bir karşılığı yok. Kadın cinayetlerini çözebilecek bir konu değil zaten, bunu isteyen insanlara baktığımızda daha çok ataerkil yapıda olan insanlar olduğunu görüyoruz.  Apolitik atmosfere hâkim olmak lazım, çözümleri de işbirliği içerisinde bilinçlenerek bulmak lazım. Şeriatı isteyenler veya o tarafa yakın olanlar ataerkilliğin hâkim olduğu düşüncelere sahip olanlar tarafından olacağı için eninde sonunda şeriat sistemi de gelir. Çünkü hadım gibi idam gibi yöntemler şeriatla yönetilen ülkelerde uygulanır. Yapılması gereken önleyici politikalar. Eğitime ağırlık vermek gerekiyor” dedi.

Yaşanılan bir erkek şiddetinin ardından baktığımızda bu şiddete uğrayan kadının daha öncesinde bir kolluk kuvvetine başvuru yaptığının görüldüğünü söyleyen Özlem Akyürek, “Kadın bir şiddete uğradığında, tacize uğradığında veya benzeri bir durumda karakola şikâyette bulunmakta öncelikle çekiniyor. Çünkü bir toplum baskısı mevcut. Cesaret edemiyorlar. Hadi cesaret etti diyelim; bunun bir karşılığı yok. Bu durum kadın cinayetlerine yol açmak demek” ifadelerini kullandı.

Elinden geldiğinde kadın haklarına, erkek şiddetine, kadın cinayetlerine karşı yapılan çalışmaların içinde yer almaya çalıştığını söyleyen Akyürek, “Elimizden geldiğince görünür olmaya ama şöyle bir sıkıntı var. Kadınların karakollardan önce gidip kadınlarla bir arada olması gereken farklı alanlar olması gerekiyor. Bunun adına işte Kadın Dayanışma Kooperatifi diyebiliriz, Kadın Dayanışma Evi diyebiliriz. Kadının kadınla birlikte oturup hukuki anlamda psikolojik anlamda destek alması gereken alanlar olması gerektiğini düşünüyorum.

DİLAN ŞAHİNBAŞ