YEREL
Giriş Tarihi : 14-06-2021 10:57   Güncelleme : 14-06-2021 10:59

Çözüm Esnaf Değil Devlet

Arhavi esnafı Servet Taş, pandemiye yönelik esnafın içler acısı durumda olduğunu ifade eden açıklamalarda bulundu.

Çözüm Esnaf Değil Devlet

Son 1,5 yıldır esnafları etkisi altına alan Kovid-19 salgını en çok esnafları etkisi altına almış durumda. Arhavi esnafının gelecek kuşaklara bir doğa kalmayacağını ve son zamanlar gündemde olan denizde oluşan salya adında insan atıklarına Taş, yaptığı açıklamalarda dikkat çekici ifadelerde bulundu.

Pandemi değerlendirmesi

Taş, esnafın pandemi sürecinde yaşadığı zorlukları şu ifadeler ile değerlendirdi “ burası Karadeniz bilindiği üzere ekonomik olarak da en önemli bölgelerden birisidir fındık, çay gibi üretim alanları var insanların belirli geliri var. Çay parası dağıldı millet peşine çay satıyor şurada esnaf ise daha siftahını yapmamış. Pandemi döneminden itibaren kaç aydır kapalıyız ve belirli bir yardım için başvurduk fakat daha kaç aydır herhangi bir geri dönüş olmadı. Ekonomik olarak çok kötü durumdayız insanlarda sokakta gezen insanlara baktığımız zaman herkes kendi kendine konuşmaya başladı. İnsanları bu hale getiren ekonomi, zor koşullar her gün cebine götüren milyarları götürüyor diğer taraftan bizim gibi esnaftan, vatandaşta hiçbir şey yok. Kurumsal marketleri açtılar on beş bin nüfuslu bir ilçe şurada on bini çay topluyor. Bu kadar nüfuslu olan bir yerde yirmi tane ulusal market olur mu? Gece bir tır geliyor ürünleri boşaltıyor hemen arkasından siyah bir araba geliyor parayı alıp götürüyor. Hiç halka girdisi yok ulusal marketlerin fiyatına satış yapıyorum orada kuyruk var burada bir kişi yok. Esnafın durumu çok kötü insanları hortumlamaya başladılar bu böyle gitmez “ dedi.

Gündem konusu

Taş, son zamanlarda gündemde olan para konularına yönelik şu açıklamaları yaptı “ 128 milyar doların nerede olduğunu sokaktaki 10 yaşındaki çocuğa sorsan nerede olduğunu biliyor. 10 milyon maaşı alanda belli zaten herkesin, kimlerin aldığı belli ben 60 yaşında bir insanım, 15 yaşındaki bir insana sorulduğu zaman 128 milyar doların nerede olduğunu ve 10 milyar maaşı kimin aldığını biliyor “ dedi.

Balıkçı

Taş, çocukluğundan itibaren balıkçılık yaptığını anlatan şu ifadeleri kullandı “ Karadeniz bölgesi belirli bir girdisi olan ve ekonomik olarak güçlü bir bölge insanlar üretiyorlar sonra kazanıyorlar. Ege’de, Marmara’da olduğu gibi değil, insanlar orada domatesi elli kuruşa satamıyor ama ben domatesi 6 liraya satıyorum. Biz burada ekonomik olarak güçlü olduğumuz halde ben esnaf olarak şikâyetçiyim oradaki insanlar artık düşünemiyor “ dedi.

Marmara’da salya

Taş, deniz kirliliğine yönelik şu açıklamalarda bulundu “ balıkçılık ülkede ölmüş durumda eğer salyada girerse Karadeniz’e evine ekmek götüren insanların emeğini çöpe atmış olacak. Salya girdiği zaman balıkçılıkta bitecektir ülke olarak ve insanlar olarak gerçekten kötüye gidiyoruz. Ben emekliyim evime en azından iki tane ekmek götürüyorum ama bu gelecek Z kuşağı ne olacak. Benim yanımda bir çalışan vardı pandemi dolayısıyla kapandığı zaman hali ile çalışanı evine gönderdik bir hafta sonra ortağımla aradık çalışanı bir baktık ki ağlıyor ne oldu diye sorunca bizden kazandığı ile evini geçindiriyormuş. Anlattı bize, bizde markete gittik alışveriş yaptık sonra gittiğimizde de baktık ki içler acısı bir durum ile karşılaştık. Benim verdiğim para ile evini geçindiriyordu ben kendimi düşünürken ağlanacak duruma düştüm ülkede böyle durumlar var sokağa çıksınlar ve sokağı dinlesinler. İlgili makamda yer alan belediye başkanı, valiler ve orada 3 maaş, 5 maaş çifte alanlar gelsin sokaktaki vatandaşı dinlesinler, biz esnafları dinlesinler öyle kulaktan dolma insanları dinlemesinler  “ dedi.

Doğa tahribatı

Taş, doğaya yönelik yapılan zarar verici çalışmalara yönelik şu açıklamalarda bulundu “ köylü, insanlar ayaklansa ne olacak bir kararname ile çalışma yapıyorlar. Belirli güçler var o güçlerin dediği yapılıyor bu ülkede düzgün bir biçimde çalışma yapılsa bir sorun yok fakat tüm doğayı telef ettiler. Hayvanlar, ağaçlar her yeri talan ettiler bunun önüne geçilmesi gerekiyor. İnsanları isim olarak da yargılamamak gerekir sonuçta MNG gelmese, ZNG gelecek sonuçta biri gelecek.  Adam Arhavili zaten burada yer alan bir iş adamıdır kendisi de yaşadığı yere zarar verecek bir şey yapmayacağını söyledi MNG li iş adamı ama yukarıda çamur atan kirlilik oluşturan çalışmalar var. İsimler üzerine durmaya gerek yok yapılıyor ve adı doğa katliamı orada insanların evleri çatlamış, evlerinde oturamıyorlar mesela meyve, sebze yetiştirecekler toprakları çatlamış artık yaşanacak vaziyette değil oradaki arazilerde artık ne fındık var ne çay var hiçbir şey yok, insanlar Karadeniz’e muhtaç olacak. Z kuşağının geleceğini pek parlak göremiyorum artık çünkü günümüzde insanlar sadece doğa olarak değil psikolojik olarak da çok yıprandı mesela üniversite öğrencisine sorduğun zaman hayalin ne diye verdiği cevap artık Avrupa’da okumak orada çalışmak yükseköğretim görmek değil mesele. Avrupa standartlarında yaşamak olmuş gençlerimizin hayali işte ülkemizin durumu buradan anlaşılıyordur diye düşünüyorum “ dedi.

Çayda kota

Taş, çayda kotaya yönelik şu açıklamalarda bulundu “ ben ÇAYKUR’da 27 sene çalıştıktan sonra emekli olmuş insanım ve insanlar ÇAYKUR’u kötülüyorlar ama öyle bir şey yok. Belirli fabrikaların işleme kapasiteleri var örneğin bizim Arhavi’de 250 tonluk işleme kapasitesi var 300 ton çay aldığı zaman ne olacak günde 1 ekmek yiyebilirim 2 ekmeği zorla yediremesin. Bunda hükümetin yanlışı iklim gereği belirli sürede hep aynı sürede çay geliyor örneğin havalar soğuk olduğu zaman önce sahil kesimlerinde çay geliyordu sonra arkalara doğru sıra ile geliyor. Bu uygulamayı yaptıkları zaman ÇAYKUR alıyor çayı kotasına tam oluyor alabiliyor. Eğer iklim şartları havalar aynı gittiği zaman tüm bölgelerde aynı anda geliyor durum böyle olunca herkes aynı anda çaya giriyor sonra kota sorunları ve üreticiyi özele itme durumları oluyor. Hükümetin yapacağı özel sektörlerin bu durumdan faydalandığı için vatandaşa 4 verecekse özel kendisi 2 veriyor çünkü vatandaşta elinden çıkarmak zorunda kalıyor çayı hükümet özel sektöre diyecek ki, sen belirli fiyattan aşağı çay alamasın öyle yaptığı zaman burada hiçbir sorun kalmaz. Kimse protesto etmez hükümeti protesto etmez ÇAYKUR’da bu konuda haksız değil. Ben 20 yıl emek vermiş çalışmış bir insan olarak ÇAYKUR’u yargılamaları yanlış olduğunu düşünüyorum. ÇAYKUR son zamanlarda kaçak çayı durdurun herkesi kayıt altına alacağım dedi. Bugün bakıyorsun en iyi geliri olan hiçbir emek vermeden ekiyorsun bir defa 50 yıl 100 yıl duruyor çay öyle bir bitki sadece bir gübre atıyorsun etrafını temizliyorsun yıllar boyu emek vermeden en güzel kar getirisi olan bir bitkidir onun için kaçak çayı önlemeleri lazım. İnsanlar devletin arazisini kazıyor ekiyor oradan gelir elde ediyor tabii bu yapılanda yanlış ama bu olaylarda ÇAYKUR’un bir kabahati yok kesinlikle diyebilirim “ dedi.