YEREL
Giriş Tarihi : 27-03-2021 11:33   Güncelleme : 27-03-2021 11:44

Çocuk Haklarına Dair

Artvinli TV’de Dilan Şahinbaş’ın sunumuyla Söz Sizde programına konuk olan Artvin Barosu Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Avukat Elif Oya Gültekin, çocuk hakları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Çocuk Haklarına Dair

Programda çocuk hakları üzerinde birçok konuya değinen Elif Oya Gültekin, “Çocuk haklarını kavrayabilmek için önce insan haklarını kavrayabilmek lazım çünkü çocuk hakları kavramının üst başlığı insan haklarıdır.” İfadelerine yer verdi.

Göç ve İnsani Yardım Vakfının açıkladığı internet medyası çocuk hakkı ihlali raporuna göre 2020 yılı içerisinde 613 çocuğun yaşam hakkı ihlal edildi. 690 çocuk yaralandı. 2156 çocuğun koruma hakkı ihlal edildi. 8 çocuk cinsel sömürüye maruz bırakıldı. 65 çocuk şiddet gördü. 1860 çocuk ihmal ve istismara uğradı. 128 çocuk gözaltına alındı. 72 çocuk işkence ve kötü muamele gördü. 19 çocuk tutuklandı. 44 çocuk sağlık 360 çocuk eğitim hakkından mahrum bırakıldı. 

Röportajın tamamı ise bu şekilde:

Artvinliyim, ilk orta ve lise eğitimimi Artvin’de tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi, Hukuk Fakültesinden 2014 yılında mezun oldum. Avukatlık stajımı 1 yıl boyunca Artvin Barosuna bağlı olarak geçirdikten sonra 2016 yılında Artvin Merkezde serbest avukat olarak çalışmaya başladım.  2019 yılından sonra da arabuluculuk yapmaya başladım. Arabulucuyum, Avukatım ve Artvin Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Üyesiyim.

Çocuk haklarını kavrayabilmek için önce insan haklarını kavrayabilmek lazım.

Çocuk kavramı evrensel olarak ortak bir payda ve ülkeden ülkeye çok değişen bir kavram değil ama birleşmiş millet çocuk hakları sözleşmesi uyarınca çocuğu şöyle tanımlıyor; Çocuk ülkelere göre farklılık gösterse de, 18 yaşını doldurmayan her insan çocuk olarak kabul ediliyor. Bunu şöyle anlatabiliriz mahkeme kararı olmadan, yani mahkemece reşit sayılmadıkça 18 yaşını doldurmayan insanları çocuk olarak sayıyoruz. Kendi ülkemizde de daha kapsamlı bir açıyla bakış sağlanmış ve mahkeme kararı dahil olsa 18 yaşını doldurmayan her insan çocuk olarak kabul edilmiştir. Çocuk haklarını kavrayabilmek için önce insan haklarını kavrayabilmek lazım. Çünkü çocuk hakları kavramının üst başlığı insan haklarıdır. Yani insan hakları şemsiyesinde çocuk haklarını incelemek gerekir.

Korunmaya muhtaç görünen belli kesimlerden birisi de çocuktur.

Çocuk hakları gelişimi yine ülkeden ülkeye evrensellik olarak ta değişkenlik gösteriyor. Her ülkede çocuk kavramına bakıldığı zaman şöyle bir durum var toplumda aslında korunmaya muhtaç görünen  belli kesimlerden biriside çocuktur. Çünkü eski tarihlerden savaşlardan zarar gören ilk önce çocuklar, yaşlılar ve kadınlar olarak görülmüştür. Bu nedenle çocuğun her zaman öncelikli olarak korunması gerektiği düşünülür. Bu nedenle her ülkenin evrensel boyutta da sözleşmelerle çocuğun üstün yararını korumaya çalışıyoruz. O yüzden ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de genel olarak tersel süreçte 4 tane belgenin önem arz ettiğini görüyoruz bunlardan birincisi 1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, İkincisi 1959 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi, yine ülkemizde 1963 Türk Çocuk Hakları Bildirgesi, 1989 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi olarak sayabiliriz. Bunun dışın da  ülkeler de farklı kanunlarla mesela bizim çocuk koruma kanunumuz var. Pek çok ülkede de bu alanlarda, çalışmalar sözleşmeler, bildirgeler var.

Sadece çocuk için değil, çocuk ile birlikte sürece dahil olmanız gerekiyor.

 Çocuk hakları kapsamında yer alan 4 temel hak var. Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararının korunması, çocuğun görüşüne saygı gösterilmesi gibi bu ayrıntılı hakların ötesinde 4 tane temel hakkımız var. Ve bu 4 başlık altında çocuk haklarını toplayabiliyoruz. Bunlardan bir tanesi tüm insanların da hakları olduğu gibi yaşama hakkı, ikinci gelişme hakkı, üçüncüsü korunma hakkı, dördüncüsü ise katılım hakkıdır. Katılım hakkını şöyle özetleyebiliriz biz genelde çocuklar için bir şeyler yaptığımızı söylüyoruz. Çocuk menfaatine, çocuğun yararına diyoruz. Ama aslında bizim süreci şu şekilde yürütmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çocuk için değil, çocuk ile birlikte, yani çocuğa sürece dahil etmemiz gerekir. Zaten bu sözleşmelerin ve hak başlıklarının temelinde de şu vardır: Çocuğu sürece dahil etmek ve birlikte hareket etmek. Çünkü çocuğu bir birey olarak varsaymamız gerektiğini düşünüyorum. Çoğu uluslararası sözleşmede zaten bu şekilde varsayıyor. Katılım hakkında da şöyle bir durumda var, biz bu hakları verirken hiçbir ülke, hakları maddeler halinde yazdık, kanunlaştırdık, sözleştirmelere yazdık ve kenara çekildik diyemez. Bunun uygulanabilirliğini de denetlenmesini de sağlamak zorundayız.  Bu sözleşmelere bağlı olarak uygulanabilirliğini, yargısal denetimin sağlanması için komiteler oluşturulmuştur.

Çocukların korunmasında devletin görevi olduğu kadar vatandaşında görevi olduğunu düşünüyorum.

Okuduğum makalelerde ve çalışmalarda hep çocuk ilgiye, alakaya, korunmaya muhtaçtır diye gösterildi. Bunun temelinde şu görülebilir, dünyadaki savaşların sonucunda da tek başına kendini idare ettiremeyen ya da bir süreliğine kendini idare edemeyen kesimleri devlet ve toplum olarak koruma altına alma içgüdüsüdür. Çocukların korunmasında devletin görevi olduğu kadar vatandaşında görevi olduğunu düşünüyorum.