YEREL
Giriş Tarihi : 23-11-2021 14:50   Güncelleme : 23-11-2021 14:50

ÇOCUK HAKLARI, İNSAN HAKLARIDIR!

ÇOCUK HAKLARI, İNSAN HAKLARIDIR!

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Artvin Şubesi, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü ile ilgili yazılı basın açıklaması yayınladı.

Eğitim-Sen Artvin Şubesi tarafından 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü ile ilgili yayınladığı basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“1989 yılından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme getirmek amacıyla 20 Kasım tarihi ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’ olarak belirlenmiştir. Özellikle savaş, yoksulluk, açlık ve sefaletin hüküm sürdüğü coğrafyalarda yaşam mücadelesi veren çocukları korumak ve koşullarını iyileştirmek için 20 Kasım 1989 tarihinde BM Genel Kurulu ‘Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeyi imzalamış ve o tarihi ‘20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ olarak ilan etmiştir

Çocukların yetişkinlerden daha farklı ihtiyaçlara ve haklara sahip olması gereğinden yola çıkan BM, ‘Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ ile çocuk haklarını güvence altına almayı hedeflemiş ve taraf devletleri kendi iç hukuklarında değişim yapmaya zorlamıştır. Türkiye’nin de taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme halen dünya genelinde en çok sayıda ülke tarafından kabul edilen insan hakları belgesidir. 197 devletin imzaladığı ve çocuk hakları konusunda yükümlülük altına girmeyi taahhüt ettiği bu önemli belge, çocuklar için daha iyi bir dünya çabası açısından önemli bir dayanak olmayı sürdürmektedir.

Türkiye, çocuk haklarına öncelik vereceğini taahhüt ederek sözleşmeyi 1990’da imzalamış, 1994’te onaylamış ve 1995 yılında Resmi Gazete’de yayımlayarak ilan etmiştir. Türkiye 1995 yılında Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni bazı önemli maddelerine çekince koyarak çocuklar arasında etnik köken, din ya da kültüre dayalı ayrımcılık yapılması meşrulaştırılmıştır. Türkiye, çocuklar arasında yasalar önünde bile eşitliği sağlayamamış, çocuklara yönelik şiddetin ve suçların artması, istismar, iş cinayetlerine kurban gitmeleri gibi giderek artan hak ihlallerinin önüne bir türlü geçilememiştir.

ÇOCUKLAR VE HAKLARI AĞIR TEHDİT ALTINDADIR

Türkiye’de yaşayan çocukların uygun yaşam standartlarında yaşama hakkına, eğitim ve sağlık hakkına yönelik ihlaller göze çarpmaktadır. Kovid-19 salgını döneminde çocukların eğitime erişim hakkı başta olmak üzere, en temel haklardan faydalanma oranı ciddi oranda azalmış, ülkede yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlar en çok çocuklar üzerinde etkili olmuştur.

Türkiye’de eğitim ve sağlık sisteminden kadın politikalarına kadar her alanda çocukların üstün yararını değil, kendi çıkarlarını düşünen mevcut sistem; çocuklarımızın sahip olduğu heyecan, merak cesaret ve yaratıcılıktan açıkça korkmaktadır. Bu nedenle toplumsal yaşamdan dışlanarak aile içine hapsedilen kadınlar ve çocuklar devlet politikaları ile sosyal yaşama katılımdan bilinçli olarak uzaklaştırılmaktadır. Özellikle otizmli çocuklara ve diğer özel eğitim gerektiren çocuklara yönelik olduğu gibi, mülteci çocuklar da sık sık ayrımcı ve dışlayıcı uygulamalarla karşı karşıya kalmaktadır.

Türkiye’de eğitim sisteminin müfredat, ders kitapları ve uygulama alanları itibari ile çocuklar, etnik köken, dil, din ve mezhep ayrımcılığı ile sık sık karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle mülteci çocuklara, farklı etnik kimlik ve mezheplere sahip çocuklara yönelik ayrımcı uygulamaların son yıllarda daha da artması düşündürücüdür.

ÇOCUKLAR EĞİTİMDEN KOPARILMAKTA, ÇOCUK İŞÇİLİĞİ ARTMAKTADIR

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF verilerine göre çocuk işçi olarak çalıştırılan çocukların sayısı son dört yılda 8,4 milyon artarak dünya çapında 160 milyona yükselmiştir.  Çocukların sömürü aracı olarak kullanılması beraberinde çocuğun eğitim hayatından kopmasını getirmekte, çocuğun ihmal ve istismarının başlangıcını da çocuğun eğitim hayatından koparılması oluşturmaktadır. Türkiye’deki pek çok kriz gibi, Kovid-19 salgını sürecinden de en çok çocuklar etkilenmiştir.

Salgınla birlikte eğitim başta olmak üzere, pek çok alanda çocuklarla ilgili pek çok kısıtlama yürürlüğe konulurken, söz konusu kısıtlamalar çocukların pek çok alanda hak ihlaline maruz kalmasına neden olmuştur. Yaşanan hak ihlallerinin başında okul terkinin ve çocuk işçiliğinin artması gelmektedir. Kısıtlama kapsamında okulların kapatılması çocukların çalışma alanlarına yönelmelerine neden olmuştur. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) bu yıl yayınladığı rapora göre, Türkiye’de en az 2 milyon çocuk işçi bulunmakta, bu sayı yaz aylarında 5 milyona yaklaşmaktadır. Çalışan çocukların bir bölümü tarım sektöründe ucuz iş gücü, bir bölümü de ücretsiz aile işçisi olmaktadır. Kız çocukları da benzer nedenlerle eğitim öğretimden uzaklaşarak erken evliliğe sürüklenmekte, iş gücüne kayıt dışı olarak katılmaktadır. Kız çocuklarının yaptıkları işlerin büyük çoğunluğu evde yapılan ücretsiz ev işleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’de son yıllarda eğitime erişimde önemli artış gözlenirken, Kovid-19 ile birlikte yaşanan okul kapanmaları çocuklar açısından eğitime erişim sorununun yanı sıra, eğitimlerini yarıda bırakıp okulu terk etme durumu ciddi bir sorun haline getirmiştir. Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre Türkiye, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında okulu erken bırakma alanında ilk sıradadır.

Eğitimin giderek paralı hale gelmesi, ülkede yaşanan uzun süreli ekonomik kriz nedeniyle yaşanan yoksullaşma ve hanelerin ekonomik durumunun kötüleşmesi çok sayıda çocuğun okulu terk etmesine neden olmaktadır. Eğitimini yarıda bırakanların sayısı bölgelere göre farklılık göstermekle birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde okulu terk edenlerin oranı diğer bölgelere oranla daha fazladır. Ayrıca anadilinde eğitim alamayan öğrencilerin okulda başarısız olarak eğitim dışına itilmeleri de okulu erken yaşta terk etmelerine neden olmaktadır. Artan yoksulluk ve işsizlik nedeniyle aileleriyle birlikte göç etmek zorunda kalan çocuklar göç ettikleri şehirlerde çocuk işçi olarak çalışmak zorunda bırakılmaktadır

Artan mülteci nüfusuyla birlikte, mülteci çocuk işçilerin sayısında da artış yaşanmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacı çocuklar, emek piyasasında daha kötü koşullarda ve düşük ücretlerle çalışmakta ve ayrımcılığa uğramaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, ucuza ve uzun sürelerle çalışabilecek ve ücret pazarlığına girmeyecek, temel işçi haklarını aramayacak, her türlü çalışma koşulunu kabul edecek mülteci çocukları karın tokluğuna çalıştırmaktadır. Mülteci çocuklar hem daha kötü koşullarda ve daha tehlikeli işlerde çalışmakta, hem de ayrımcılığa, saldırıya maruz kalmaktadır.

İktidarın benimsediği sermaye merkezli ekonomi politikalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkan işsizliğin, yoksulluğun ve sömürünün yaş ayrımı olmadığı gibi, bu politikalardan en çok etkilenenler çocuklar ve çocuk işçiler olmaktadır. Özellikle mesleki eğitim ya da beceri eğitimi üzerinden ‘çırak’ ve ‘stajyer’ adı altında milyonlarca çocuk zorunlu olarak çalıştırılarak yoğun emek sömürüsüne maruz bırakılmaktadır.

Türkiye’de çocuk haklarına yönelik olarak ortaya çıkan karanlık tablo, çocuk haklarının ülkemizde sadece kâğıt üzerinde kaldığını göstermektedir. Eğitim ve yaşam hakkı başta olmak üzere, Türkiye’de çocukların en temel haklarının tehdit altında olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Çocuk hakları, aynı zamanda insan haklarıdır.

Çocukların çocukluklarını yaşayabilmelerini sağlamak, onları her türlü fiziksel, duygusal, ekonomik ve cinsel istismardan korumak; anne, baba ve çocukların bakımıyla yükümlü olanların yanı sıra devlet ve toplumun ortak sorumluluğudur.

Çocuk Hakları Sözleşmesi temelinde demokratik, eşit ve özgürlükçü politikalar üretilmeli ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne konulan çekinceli maddeler kaldırılmalıdır. Tüm çocukların parasız, nitelikli, laik, bilimsel, kendi anadilinde kamusal eğitim alması için gereken adımlar atılmalıdır.

Eğitim Sen olarak, çocuk hakları alanında yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, dünyada ve Türkiye’de yaşayan tüm çocukların ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutluyoruz.”

Dilan Şahinbaş