YEREL
Giriş Tarihi : 05-07-2021 11:22   Güncelleme : 05-07-2021 11:22

CHP’Lİ DİNÇ: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TEKRAR YÜRÜRLÜĞE GİRMELİ

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi'nden resmi olarak ayrılmasının ardından açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Artvin İl Kadın kolları Başkanı Ayşe Yavuz Dinç, "Haklarımızdan, hayatlarımızdan, İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz" dedi.

CHP’Lİ DİNÇ: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TEKRAR YÜRÜRLÜĞE GİRMELİ

DİLAN ŞAHİNBAŞ

İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzacısı olan Türkiye, aylardır süren tepkilere rağmen kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan uluslararası sözleşmeden 1 Temmuz'da resmen ayrıldı.  CHP İl Kadın Kolları Başkanı Ayşe Yavuz Dinç, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden resmen ayrılışına dair açıklama yaptı. Dinç yaptığı açıklamada yaşanan her kadın cinayetinin ve çocuğa yönelik istismarın sorumlusunun, tek adam hükümeti olduğunu; çünkü kadın cinayetlerinin politiktir olduğunu vurguladı.

Sözleşmeyi ilk imzalayan Türkiye

Resmi adı kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi’nin imzacı devletlere kadınları her türlü şiddete karşı korumak ayrımcılığın önüne geçmek ve kadınların güçlendirilmesi yoluyla eşitliğin sağlanması bakımından yükümlülükler getirdiğini belirten Dinç, “ Bu Sözleşmeyi ilk imzalayan ülke Türkiye... Var olan ama etkin şekilde uygulanmayan 6284 nolu yasa ise kadınlara haklar tanıyor. Bu haklar; kadının ve çocukların bulunduğu veya başka bir ilde bulunan sığınma evine yerleştirilmesi, hayati tehlike olması halinde geçici koruma verilmesi şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılması ve şiddete maruz kalan kadının konut okul iş yeri gibi adreslerine yaklaşmasının engellenmesi, şiddete uğrayan kadının adresinin herhangi bir kurumda görünmemesi için gizlenmesi iş yerinin değiştirilmesi, şiddet uygulayanın silahını polise teslim etmesi (polis ve jandarma olarak görev yapıyor dahi olsa, şiddet uygulayanın telefon, mail, sosyal medya gibi iletişim araçları ile rahatsız etmesinin engellenmesi, geçici maddi yardım bağlanması, kadının oturduğu evi aile konutu şerhi konulması, Geçici velayet ve tedbirine nafaka kimlik ve ilgili diğer bilgilerinizin değiştirilmesi talep edilebilir, Ayrıca kadın sigortalı değilse ya da sigorta pirim borcu olsa daha iyi koruma kararının geçerli olduğu süre boyunca sağlık hizmetlerinden sigorta kapsamında yararlanabilir ve ilaçlarını sigorta kapsamında alabilir” dedi.

Sözleşme uygulanmadığı için kadınlar ölüyor

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne tekrar taraf olması gerektiğini ve gereklerinin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini açıklayan Dinç, “Sözleşmeye taraf olmak ve gereklerinin uygulanması için sonuna kadar sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleyebilmek için kabul edildi, kadınları koruyan bu yasa zaten gerektiği gibi uygulanmazken şimdi bir de cumhurbaşkanlığı kararıyla kaldırıldı. ‘İstanbul Sözleşmesi’ uygulanmadığı için kadınlar hayatını kaybediyor, eziyet edilerek öldürülüyor, kadın cinayetlerinin üstü örtülmeye çalışılıyor” diyerek Türkiye’nin her noktasından seslerini yükselttiklerini ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediklerini vurguladı.

Kazanılmış hakların gasp edilmesine izin verilmeyecek

Kadınların kazanılmış haklarının gasp edilmesine izin vermeyeceklerini, tek adam rejiminin 20 Mart 2020 tarihinde gece yarısı açıkladığı İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararını tanımadıklarını ve tanımayacaklarını ifade eden Dinç, “Sözleşmenin fesih kararının ardından yaşam hak otobüsümüzle yollara çıktık. Türkiye’yi adım adım gezerek kadınlara haklarını ve İstanbul sözleşmesinden neden vazgeçmediğimizi anlatıyoruz. Gittiğimiz her yerde şiddet mağduru kadınlarla buluşuyor ve ülkemizdeki kadınların yaşadığı şiddetin tolere edilemez olduğunu görüyoruz. Biz icracı bir konumda olmamamıza rağmen sözleşmenin gereklerinden birini hayata geçirdik ve YAŞAM HAK projemizi başlattık” dedi.

Ücretsiz hukuki destek

Cumhuriyet Halk Partisi kadın kolları olarak kadına yönelik şiddeti durdurmak ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatmak amacıyla genel merkezimizde 7:24 faaliyet gösteren bir çağrı merkezi kurduklarını aktaran Dinç, “444 82 85 numaralı hattımız kanalıyla şiddet mağduru kadınlara istismara uğrayan çocuklara ve ailelerine 81 ilde hizmet veriyoruz. Barolarla imzaladığımız protokoller çerçevesinde, ücretsiz hukuki destek sunuyoruz. PDR ile imzaladığımız protokollar çerçevesinde ücretsiz psikolojik rehberlik hizmeti veriyoruz. Ayrıca bazı illerde iş ve eğitim desteği sunuyoruz. Sosyal Güvenlik mevzuatı iş kanunu ve vergi mevzuatı hakkında da bilgilendirme hizmeti verdiğimiz iller bulunuyor” diyerek Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin olduğu yerlerde şiddet gören kadınların barınma ihtiyacını karşıladıklarını beyan etti.

CHP İktidar olduğunda…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendilerine verdiği sözden bahseden Dinç, “İktidara geldiğimizde ilk bir hafta içinde sözleşmeyi tekrar yürürlüğe koyacak adımları atacağız. Kimse biz kadınların örgütlü gücünü hafife almasın, mücadelemiz 1 Temmuz ‘a kadar ki sıkışık zaman dilimi ile sınırlı değil. 1 Temmuz’a kadar da mücadele ediyorduk, 1 Temmuz’dan sonra da mücadelemiz devam edecek, sözümüz açık kararımız net İstanbul sözleşmesinden vazgeçmiyoruz.  İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararı alarak kadınların hayatını tehlikeye atan tek adam hükümeti döneminde, kadına yönelik şiddetin bedeli 2 bin 240 TL olarak belirlendi” dedi.

Kadınların ve çocukların payına ölüm düştü

İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilme kararı alındığı günden itibaren, kadınların ve çocukların payına, ölüm, istismar ve şiddetin düştüğünü, 300’ü aşkın kadın derneğinin üye olduğu EŞİK Platformu’nun verilerine göre, Sözleşme yürürlüğe girdiği 1Ağustos 2014’ten bu yana uygulansaydı, bugün en az 2 bin 336 kadının yaşıyor olacağını açıklayan Dinç, “Çünkü devlet, kadına karşı şiddetin önlenmesi için gerekli tedbirleri almış olacaktı. Kadınları etkin şekilde koruyacak, şiddeti önleyemediği koşulda da adil yargılama ve cezalandırma süreçlerini işletecekti. Kısacası İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülükleri yerine getirilmiş olsaydı; kadınlar sokak ortasında göz göre göre öldürülemeyecekti, kadınları katledenler cezasızlıkla ya da iyi hali indirimleriyle ödüllendirilmeyecekti. Çocuğa yönelik cinsel istismarda bulunanlar, delil yetersizliği gerekçesi ile tahliye edilmeyecekti; cinsel istismar mağduru çocuk, delil sunmak için istismarcısı ile ikinci kez bir araya gelip ses kaydı almaya çalışırken tekrar taciz edilmeyecekti” diyerek yaşanan her kadın cinayetinin ve çocuğa yönelik istismarın sorumlusunun, tek adam hükümeti olduğunu; çünkü kadın cinayetlerinin politik olduğunu ifade etti.

Vahşet sona erecek

Kadına yönelik şiddete bedel biçenlerin şiddeti bitirmek istemediğini, tacizcileri, tecavüzcüleri cezasızlıkla ödüllendirenlerin, kadınların yaşam hakkına sahip çıkmadığını ifade eden Dinç, “Her fırsatta erken evliliğe göz kırpanlar, çocuk yaşta evliliği yasaklamak istemiyor! Ancak biz, kadınlara tacizi, tecavüzü, ölümü reva görmelerine izin vermeyeceğiz. Kadınların canıyla oynayan bu kararın hesabını ilk seçimlerde sandıkta soracağız! İktidara geldiğimiz ilk hafta içinde İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesini sağlayacağız. Sözleşmeyi uygulamaya koyduğumuzda bütün yükümlülüklerini yerine getirerek, kadına ve göstereceğiz. Türkiye’yi yeniden hukuk devletine dönüştüreceğiz. Halkın partisi olarak, halkla birlikte bu vahşeti sona erdireceğiz” dedi.