DOĞA
Giriş Tarihi : 08-09-2022 12:58

Çevre Mücadelesi Bir Sivil Toplum Mücadelesidir

Çevre Mücadelesi Bir Sivil Toplum Mücadelesidir

Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Bedrettin Kalın; “Güçlü sivil toplum etkin doğa koruma” sloganıyla yola çıkan Doğaya Güç Kat Projesi’nin Artvin'de düzenlenen Karadeniz Bölgesi eğitimi programında "Çevre Hukuku" başlıklı sunum gerçekleştirdi.

Karadeniz bölgesi eğitim programında “Çevre Hukuku” başlıklı sunum gerçekleştirildi. Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Bedrettin Kalın 17 yıldır devam ettiği mücadele ve mesleki hayatı hakkında şu sözleri dile getirdi” Ben 2005 yılında Artvin'de Cerattepede bir maden işinin başlaması, Yeşil Artvin Derneği'nin bizimle bir bağ kurması üzerine bu çadır mücadelesine başlamıştık. O tarihten bu yana yaklaşık 17 yıl oluyor 17 yıldır da bu mücadelenin bir biçimi ile Artvin'de ve Türkiye genelinde de çevre düzenlenmesinin içinde olduk. HES’ler Türkiye'nin çok gündeminde olan bir konuydu Derelerin Kardeşliği Platformunun kurucusu ve ilk 2 yılda da yürütme kurulu üyeliğini yaptım daha sonra kurulmuş olan meclisin 2 dönem üyeliğini yaptım. Sonrasında 2010 yılında Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu üyesi olarak göreve başlamıştım. Türkiye Barolar Birliği'nde, 2017'de Fevzioğlu bizi kovana kadar 7 yıl boyunca o komisyonda görev yaptık. Daha sonra Fevzioğlu'nun dönemi bittikten sonra yeni seçilen Barolar Birliği 2021 yılı itibarıyla tekrar bize davet etti ve Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu yürütme kurulu üyesiyim. Uzun bir süredir bu mücadelenin içindeyim dolayısıyla sadece Artvin'e özgü bir birikimim yok onun dışında Türkiye genelinde de birçok yerde birçok değişik konulardaki çevre sorunlarına ilgili oldum” diye konuştu.

‘Giderek artan çevre sorunları ile karşı karşıyayız’

Giderek artan çevre sorunlarına değinen Bedrettin Kalın, bu sorunun tıkanma noktasına geldiğini belirtti. Madencilik sektöründen kaynaklanan sorunları dile getiren Kalın” Özellikle son 20 yılda yaşadığımız bu dönemde maalesef giderek artan çevre sorunları ile karşı karşıya kalmışız. Kapitalizm kendi sorunlarını zaman zaman çözebilen bir sistem ama giderek bir tıkanma noktasına geldiğini ve bizim ülkemizde giderek bir çapulcu anlayışı ile bütün dünyanın sömürüldüğünü görüyoruz. Aklımıza gelen para edebilen, paraya çevrilebilir her şeyin paraya çevrildiği, alınıp satıldığı, yabancılara verildiği bir dönem yaşıyoruz. Bu vandalizm anlayışının ülkeyi getirdiği nokta gerçekten son derece kötü bir nokta dolayısıyla genel olarak dünya düzeyinde bir altıncı yok oluş tartışılıyor ama ülkemiz maalesef bunun önünde gelen bu olumsuzlukların en fazla yaşandığı yerlerden birisi. Örneğin kabataslak sorunlardan bahsetmem gerekirse bizim bildiğimiz en önemli sorunlardan biri maden sorunlarıydı, madencilik sektöründen kaynaklanan sorunlardı. O kadar büyük boyutlara ulaştı ki mesela Artvin ilinin toplam coğrafyasının yüzde 72'sini maden ruhsatları ile kapalı olduğunu öğreniyoruz bunu da bir yıldır öğreniyoruz Tema’nın bir çalışmasıyla. Bu sadece Artvin’e özgü bir durum değil, Artvin'de çok altın var ya da başka bir şey var ondan dolayı mı oluyor diyebilirsiniz. Bu öyle değil Kaz Dağları'nda yüzde 79'unu maden ruhsatları ile kapalı olduğunu öğreniyoruz yine ordunun yüzde 74'ünün Tema’nın yaptığı çalışmada Gümüşhane'de dahil olmak üzere 24 tane ile ortalama olarak yüzde 72'sinin maden ruhsatı ile kapalı olduğunu öğreniyoruz. Artık toplu ihalelerin yapıldığı maden ruhsatlarından dağıtıldığı bir döneme evrildik. Eskiden Cerattepe’de bir alan ihale edilirdi biz de bunun ihalesinin yapıldığını bilirdik şimdi öyle değil 350 tane maden ruhsatı bir ihalede veriliyor. Yetmiyor 672 tanesi bir kere de ihale ediliyor, 750 tanesi bir kere de ihale ediliyor bu hale geldik. Artık zaman kaybetmiyorlar yağma ve talan düzeni Öyle bir hale gelmiş ki artık zamana tahammülleri yok, zaten hazırda bekleyen yağmacı ve talancı bir grup var onlar da bekliyor ve alıyorlar bir biçimde sahipleniyorlar. Dolayısıyla böyle bir madencilik dönemi yaşıyoruz” sözleriyle ifade etti.

‘Artvin de orman kalmadı’

Türkiye de gerçekleşen orman yangınlarından sonra kalan ağaçların aynı hafta ihaleye verildiğini dile getiren Avukat Bedrettin Kalın” Taş ocaklarını biliyorsunuz Ege ve Akdeniz bu kısımlarda da turizmin Türkiye'nin en değerli yerleri taşacakları ile kapatılmış kıyılar yağmalanıyor. Akdeniz Ege sahillerinin tümü sahiplendiriliyor, özelleştiriliyor vakıflara veriliyor.Vakıf istediğine kiralıyor hani kıyılar anayasaya göre halkın malıydı ve özelleştirilemezdi ama özelleştirilebiliyor. Orman katliamı diye bir şey var şu anda Artvin'de orman kalmadı Türkiye genelinde de bu şekilde sadece bizde değil. Ege'de Güneyde ormanlar yanıyor yangından kalan ağaçlar neredeyse aynı hafta ihaleyle dikiliden veriliyor yangından mal kaçırırcasına. Eylem yapıyoruz ama maalesef bununla baş edemedik. Marmara'da müsilaj diye bir şey hiç aklınıza gelir miydi, bu yüzyılda bunları yaşıyoruz çevreye yaptığınız zulmü anlamak için belki bu bile yeter. Biz bu Marmaray'a ne yaptık da bu hale geldi. Kanal İstanbul diye bir bela var henüz başımızda demokrasinin kılıcı gibi dolaşıyor eğer bu iktidar bir kez daha bu seçimi kazanırsa emin olun bir dahaki dönem Kanal İstanbul faciasını bir ülke olarak hep birlikte yaşayacağız” dedi.

‘En büyük çevre sorunlarımızdan birisi HES’

Sunumunun devamında dere ekosistemlerini tümüyle yok ettiğini belirten ve en büyük çevre sorununun HES olduğunu dile getiren Kalın “Bir dere ekosistemi bir milyon yılda kurulmuş o dere ekosistemi %90'ını alma hakkını kim kendinde bulabilir, %10'un orada bırakıyoruz demek ayıp değil midir? O doğa, o hale o şekilde gelmiş siz ona nasıl diyebilirsiniz ki yüzde doksanını alıyorum %10'unu bırakıyorum nasıl diyebilirsiniz ne kadar ahlaksızca bir şey. %10'unu bıraktığınız zaman bu kısım dereye kalmıyor yer altına gidiyor oraya gidiyor buraya gidiyor ve derede su zaten kalmıyor bazı derilerin tümden kurumasının sebebi bu. 300'e yakın Karadeniz Bölgesi'nde 2 bine yakın Türkiye genelinde HES’ten söz ediyoruz. Artvin'de 129 tane HES'ten söz ediyoruz. Bu bir ekosistem kırılmasından başka bir şey” dedi.

‘Çevre mücadelesi’

Avukat Bedrettin Kalın sivil toplum mücadelesini aynı zaman da bir hukuk mücadelesi de olduğunu belirtti. Sunumun sonlarına doğru Kalın “Çevre mücadelesi aynı zamanda bir sivil toplum mücadelesidir bugün hepimiz burada olduğuna göre bir biçimde bu şekilde algılamamız gerekir aynı zamanda bir hukuk mücadelesidir. Hak mücadelesi adı altında olduğuna göre aynı zamanda bir hukuk mücadelesidir ve aynı zamanda mutlak suretle bilim olmak zorundadır. Bilim insanlarının katılmadığı bir mücadelenin de başarılı olma şansı çok azdır çünkü halkı ikna etmemiz zor. Bu sivil toplum mücadelesini ve bilimi ikna etmenin bir yolu söylediklerimizin doğru olmasından geçer. Söylediklerimizin doğru olması da bilimsel süzgeçlerden geçerek söylenmiş şeyler olması gerekir. Her şeyi bilim insanlarının raporları ile kabul ettirdik mahkemelere, dolayısıyla bir yandan sivil toplum mücadelesi bir yanı bilim bir yanı hukuk olan üçlü bir sacayağından söz ediyoruz, bu üçlü sacayağı olmazsa olmaz bir konudur” sözleriyle noktaladı.

Zülfiye AKSU

AdminAdmin