YEREL
Giriş Tarihi : 13-10-2021 10:49   Güncelleme : 13-10-2021 10:49

ÇAYKUR AİLE ŞİRKETİNİZ DEĞİL

ÇAYKUR AİLE ŞİRKETİNİZ DEĞİL

Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, Rize’de düzenlediği basın toplantısında üreticilerin protesto ettiği kota uygulamasını savundu. Alim, “Ben de çayımın 100-200 kilosunu ancak devlete verebildim. Geriye kalan çayı özel bir fabrikaya verdim" dedi.

Alim'in açıklamalarına CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu'ndan tepki geldi. Bekaroğlu, "Sayın Genel Müdürün, kardeşi AKP il başkanı olmasının dışında hangi özelliğine istinaden bu göreve getirildiğini bilmiyorum. Ama Sayın Genel Müdürün iki yıldır kuru çayı dökme olarak maliyetinin altında fiyata en güçlü birkaç özel sektör firmasına satarak ÇAYKUR’u zarara uğrattığını biliyorum. 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleştirilen bu satış işlemleri yoluyla millete ait yaklaşık 200 milyon TL, bu özel sektör firmalarına aktarılmıştır" açıklamasında bulundu.

ÇAYKUR'un kuru çayı dökme halinde birkaç özel çay firmasına maliyetin altında satarak kamuyu zarara uğratması ve üreticiye mağduriyet yaşatması hakkında İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu'nun verdiği soru önergesi sonrası ÇAYKUR Genel Müdürü'nün medyada yer alan cevaplarına ilişkin yazılı basın açıklaması yayınlayan Milletvekili Bekaroğlu şu ifadeleri kullandı:

ÇAYKUR’un bazı özel sektör firmalarına maliyetin altında fiyatla dökme çay satışına neden ihtiyaç duyulduğunu sormuş, bu satış yoluyla kamu zararına yol açıldığını belirtmiş, halkın yaklaşık 200 milyon TL parasının bu yolla 5-6 tane özel sektör firmasına aktarıldığını ifade ederek, bu zarara yol açanlar hakkında inceleme yapması için Tarım ve Orman Bakanı’na çağrıda bulunmuştum.

Bu konuyla ilgili olarak TBMM Başkanlığına verdiğim soru önergesinin medyada haber olarak yayınlanmasının ardından ÇAYKUR Genel Müdürü Sayın Yusuf Ziya Alim neden bu şekilde bir çay satışı yapmak zorunda olduğunu kendince izah etmiş. Sayın Genel Müdürün, kardeşi AKP il başkanı olmasının dışında hangi özelliğine istinaden bu göreve getirildiğini bilmiyorum. Ama Sayın Genel Müdürün iki yıldır kuru çayı dökme olarak maliyetinin altında fiyata en güçlü birkaç özel sektör firmasına satarak ÇAYKUR’u zarara uğrattığını biliyorum. 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleştirilen bu satış işlemleri yoluyla millete ait yaklaşık 200 milyon TL, bu özel sektör firmalarına aktarılmıştır.

Sayın Genel Müdür, açıklamasında özel çay firmalarına ilk satış işleminin 2018 yılının sonunda yapıldığını ifade etmektedir. Oysa kamuoyundaki bilgi; ilk satışın, yönetim kurulunun aldığı karara istinaden 2020 yılı başında yapıldığı şeklindedir. Dökme çay satışına 2018 yılında başlandığı ilk kez açıklanmaktadır. Bu bir dil sürçmesi midir yoksa bu yanlış uygulamanın örtbas edilmesi için kullanılan bilinçli bir ifade midir?

Sayın Genel Müdür, 18-19 TL’ye çay satmadığını, 22,40 ve daha yukarı fiyatlardan çay satışı yaptığını ifade ederek, isteyen herkesin faturaları görebileceğini belirtmektedir. Ben 18-19 TL’ye çay satıldığını söylemedim, maliyetin altında fiyata satıldığını söylüyorum ve bu iddiamın arkasındayım. Sayın Genel Müdür, özel sektör firmalarına satış yapılmasına dair yönetim kurulu kararı ile birlikte söz konusu faturaları derhal yayınlamalıdır. Hangi firmaya hangi tarihte hangi fiyattan çay satıldığını kamuoyuna açıklamak, kamu adına yöneticilik yapan Sayın Genel Müdürün boynunun borcudur. Böylece halkımız, kendi cebinden alınan 200 milyon TL’nin hangi firmalara hangi miktarlarda aktarıldığını öğrenmiş olacaktır. Aksi halde Sayın Genel Müdür, kamu görevlisi olarak millete hizmet etmek yerine, birkaç özel sektör firmasının haksız kazanç sağlamalarının aracısı olarak hatırlanacaktır.

ACZİYETİN İTİRAFI

Genel Müdür, açıklamasında geçen yıl depolarının dolu olduğunu söylüyor. Yani, depolar dolu olduğu için milletin kuru çayını 5 tane özel sektör firmasına peşkeş çekmiş! “Bu satışı yapmasaydık, depolarda üretilecek çayı koyacak yer bulunamayacağından üreticiden bu yıl yaş çay alamayacaktık” diyor.  Genel Müdürün bu ifadeleri acziyetin itirafıdır. Şöyle ki;

- Yapılan sözleşmeye göre; satışı yapılan çay, ÇAYKUR’un depolarında beklemeye devam ediyor. Sözleşme, alıcı firmaya yılsonuna kadar ÇAYKUR’un depolarını kendi deposu imiş gibi kullanma imkânı tanıyor. Dolayısıyla ÇAYKUR, depolarında yer olmadığı ve bu satışlara rağmen depolar boşalmadığı için yeni ürettiği çayları fabrikaların bahçelerinde bekletmeye devam etmektedir. Ayrıca, depolar yetersiz ise ilave depo yapılabilir. Milletin çayını ihalesiz olarak eşit olmayan koşullarda birkaç kişiye maliyetin altında fiyata satmanın gerekçesi olamaz.

- ÇAYKUR Genel Müdürü, özel sektörün en güçlü firmalarına yaptığı bu maliyetin altındaki satış işlemleri ile küçük sanayiciler aleyhine de piyasaya müdahale etmiş olmaktadır. Özel sektörün piyasa belirleyicisi pozisyonundaki bu firmaları, yaş çay alım fiyatını iki yıl önceki alım fiyatının da altına çekmişler, üreticiyi gelir kaybına uğratmışlardır.

ÇAYKUR’un çok miktarda çay satması elbette bir Rizeli ve çay üreticisi olarak beni memnun eder. ÇAYKUR dökme çay satma ihtiyacı duyuyorsa, bu satışı önceden duyurup açık ihale yoluyla ve maliyetinin üzerine kârını koyarak yapmak zorundadır. Maliyetinin altında fiyata çay satmak hem ÇAYKUR’a hem bölgeye hem ülkeye ihanet etmektir. Bu şekilde, özel sektör firmaları içinde düzgün çalışmak isteyen iyi niyetli tüccarların da mağduriyetine neden olunmakta, çayda üç beş firmaya piyasanın tamamı teslim edilmeye çalışılmaktadır. Buna milletin Vekili olarak elbette itiraz edeceğim, elbette bunu ve ÇAYKUR’un aile şirketiniz olmadığını kamuoyuna anlatacağım. Milletin göz göre göre hakkının gasp edilmesinin önüne geçmek için haramzadelerle mücadeleye devam edeceğim.”