YEREL
Giriş Tarihi : 13-08-2021 11:55   Güncelleme : 13-08-2021 11:55

BU SİSTEM DEĞİŞMELİ

Yargıçlar ve Savcılar Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, anayasa değişikliği tartışmaları hakkında açıklamalarda bulunarak başkanlık sistemini değerlendirdi.

BU SİSTEM DEĞİŞMELİ

Seçim yasaları eşit demokratik bir yarış için değil AK Parti’yi kazandıracak nitelikleriyle hazırlanıp önümüze getiriliyor” diyen Eminağaoğlu, normal süreçte AK Partinin seçime gitmeyeceğini belirtti.

DİLAN ŞAHİNBAŞ

AKP SEÇİM DEĞİŞİKLİĞİNİ KENDİNE GÖRE YAPIYOR

Anayasa’ya bakıldığında seçim yasalarındaki değişikliklerin bir yıl uygulanamayacağının görüldüğünü, kamuoyu yoklamaları itibarıyla şu anki yasalara göre seçime gidilirse AK Parti'nin ittifakı ile birlikte seçimlerde başarıyla çıkma şansının mümkün olmadığını açıklayan Eminağaoğlu, “AKP hep şunu yaptı; her seçim öncesi ya Anayasa değişikliği yaptı, Anayasa’ya birtakım maddeler ekledi ya da yasa değişiklikleri yaptı, 1 yıl sonra o yasalar uygulandı. Hep kazanabileceği düzenlemeler ortaya çıkardı. Kendisini güçlü gösterecek, seçimden çıkarabilecek düzenlemeler sonrasında seçimlere gitti. Dolayısıyla seçim yasaları gerçekten eşit, demokratik bir yarış için değil; AKP'yi kazandıracak nitelikleriyle öne çıktı. Anayasa değişikliklerinden tutun seçim yasalarına kadar bugün AKP yine aynı amacı taşıyacak. Yani bugün kaybedeceği bir seçime girmeyecek, girmek istemeyecek. Çünkü bugün bakarsa ben böyle bir seçimden çıkamayacağım, kendisine kazandıracak bir seçim modeli, seçim yasası modeli ortaya çıkaracak. Şimdi bu gibi değişikliklere gidince bu değişiklikler 1 yıl sonra uygulanabileceğine göre şu tabloda normal süreçte AKP bir yıl içinde seçime gidemez ama çok mecbur bırakırsa, karşı koyamayacağı durumlar ortaya çıkarsa gitmek mecburiyetinde kalırsa gider” diyerek AK Parti'nin şu an oturup bu dersi çalıştığını vurguladı.

Ak Parti iktidarının 1 yıldır gündemde tuttuğu Anayasa değişikliği ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Eminağaoğlu, ”Meclis bağlı olduğu Anayasa’yı ortadan kaldıramaz, değiştirebilir. 2023’te Meclis’in yenilenmesi,  yeni Anayasa yapabilecek Meclis anlamına gelmez. Çünkü seçimle yine o Anayasa’ya bağlılık yemini eden bir Meclis’tir. Anayasa’ya bağımlılık yemini yapan bir Meclis anayasayı yapamaz, değiştirebilir. Bunun tek yolu kurucu Meclis’tir” dedi.

YERLEŞİM YERİNİ TERK ETMEMEK DEMOKRATİK BİR HAK ARAYIŞIDIR

Yusufeli Barajı’ndan dolayı ilçenin yeni yerleşim yerine taşınma sürecine dair açıklamalarda bulunan Eminağaoğlu, “Yusufeli yıllardır yaşam hakkı elinden alınmış bir ilçedir.  Yusufeli’nin kaderi, Türkiye’de hiçbir ilçenin yaşamadığı ve hiç kimsenin hak etmediği bir tablodur. Olmadık ve geçici siyasi çözümler ortaya çıkarılıyor. Ancak ortaya sunulan bu çözümler halk tarafından kabul edildiğinde bu mağduriyetleri gidermek istendiği gibi olmayacaktır. Çünkü siyasi iktidarın sunduğu tablonun kabulü demektir. Bu mağduriyetlerin bir ölçüde de kabulü ve bu sistemin de siyasi iktidarın da sunduğunun da benimsenmesi gibi durumu ortaya çıkaracaktır.  Siyasi iktidarın yaptığı Yusufeli halkının hak ettiği çözümler değil. Halkın burada gerçekten kendi hak ve özgürlükleri yönünden bir karşı duruş sergilemesi lazım.  Burada kitle örgütlerinin de halka destek olması ve yanında olması lazımdır. Sunulan çözümler gerçekçi çözümler değil. Burada yaşam hakkı yönüyle ve iç hukuk yollarının etkin olmaması dahil olmak üzere her yoldan yargı yolları olarak her yöntemiyle bu hak ve özgürlük alanında hukuk yolları dahil olmak üzere, demokratik haklar dahil olmak üzere her yola başvurulmalıdır” diyerek burada ikamet anlamında, yaşam hakkı anlamında öne çıkan boyutların görüldüğünü, halkın kendisine sunulan her şeyi kabul etmek durumunda olmadığını vurguladı.

Yusufeli halkına sunulanların bu mağduriyeti gidermediğinin çok açık olduğunu, yıllardır yaşadığı sorunları çözmediğinin çok açık olduğunu söyleyen Eminağaoğlu, “Kendisine uygun bütün bu süreci ortadan kaldıracak bir hukuk, hak ve özgürlük mücadelesi için bir hak arayışı başlatılmalı ve sürdürülmeli düşüncesindeyim. Çünkü sadece Erdoğan’ın yangınla ilgili konularda olduğu gibi maddi birtakım boyutları verir gideriz. Yusufeli halkına birtakım konut değil mi, sizi yeni bir yere taşır geçeriz. Bazı şeyleri konut yoluyla halledersiniz bazı şeyleri maddi yönüyle halledersiniz. Maddi ve manevi birçok yönüyle Yusufeli halkına yaşadığı sorunlara baktığınızda giderilecek boyutlar var, giderilemeyecek boyutlar var.  Maddi olarak sunulan yönler de çok eksik ama maddi ve manevi bütün yönleriyle, Yusufeli halkının şu an iktidar tarafından sunulan çözüm olarak gösterilen yönler oldukça eksik ve halkı iyice haksızlıkların içene sokan nitelik taşıyor.  Yani diyor ki ben su tutarak sizin yaşama hakkınızı elinizden alırım. Su tutarsınız orada, su tutmanın iradesini su tutarak zorla kırarım. Halkın iradesine rağmen kırarım. Halk istemese de yaparım. Bu ne kadar demokratik. Göz göre göre kişinin yaşam hakkının elinden alınmasını seyrederim diyor” dedi.

Yaşam hakkının elinden alındığını izleyerek istediğini yapan ister demokratik olsun ister hukuksal olsun bildiğini okuyan bir iktidarın olduğunu ifade eden Eminağaoğlu, “Burada halkın yaşan alanını terk etmemesi elbette demokratik bir çözümdür. Anayasa Mahkemesi süreci bu hukuk mücadelesinin bir parçasıdır. Dilerim ki sonuç alınsın ama sonuç alınması elbette insan hakları mahkemesi yolu ile söz konusu olacaktır. İnsan hakları sözleşmesinde kişilerin yaşam haklarıyla ilgili konular sözleşme kapsamında güvence altında. İnsan hakları sözleşmesi buradaki hak ve özgürlüklerin etkin olarak güvence altına alınması dileriz. Onun öncesinde Türkiye’de bu sorunların çözümü için adımlar atılmaz. İnsan hakları sözleşmesi hak ve özgürlüklerimizi koruyor ama siyasi iktidar ben su tutar geçer giderim diyor. Halkın burada bu direnişi başlatması etkin bir çözümdür” dedi.

SİSTEM VAR HÜKÜMET YOK

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ama hükümetin olmadığını vurgulayan Eminağaoğlu, “Bir Bakanlar Kurulu yok. Böyle bir takviye yapılıyor, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilince sanki varmış gibi, bir hükümet yok, bakan yok çünkü Cumhurbaşkanı bakanı atıyor, o bakanın yardımcısını atıyor, o bakanın genel müdürünü atıyor, daire başkanını atıyor genel müdür yardımcısını atıyor, bölge yardımcısını atıyor, bölge müdürünü, il müdürünü atıyor. Bir bakan var o bakanlıkla ilgili hiçbir şeye imza atamıyor. Zaten böyle bir bakan hukuk tanımında bakan değil. Artvin’deki il müdürünü de Cumhurbaşkanı atıyor. Bu zinciri en tepeye kadar götürün.  Oradaki bakan ne yapıyor, Cumhurbaşkanın kararnamelerinde ne derse onu yapıyor. Ortada hukuksal anlamda bir bakan yok. Bakan adı altındaki kişi hukuksal anlamda bakanın bir sekreteri, görevlisi bir memur gibi bakanlıklar bu şekilde organize edilmiş durumdadır. Tek bir belirleyici var. Artvin’deki acele kamulaştırma kararına imza atan bir Cumhurbaşkanı, bütün Türkiye’de böyle bir şeye sırf imza atmakla bile yetişebilir mi? Böyle bir sistem, tek yetkili, tek imza sahibi bir Cumhurbaşkanı. Bu sistem zaten bir çıkmaz olduğu tartışmasızdır. Yasalar yerine kararnamelerle meclisi devre dışı bırakmış, yargıda bütün yüksek yargı biçimlendirilmiştir” ifadelerini kullandı.

GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM ŞART

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kaldırıldığında Anayasa da yer alan parlamenter sistemin de bir çözüm olmadığını söyleyen Eminağaoğlu, “Buradaki siyasi partiler, güçlendirilmiş parlamenter sistem adı altında bir model ifade ediyorlar ve CHP’nin diğer siyasi partilerin topluma sundukları metinlerde çok açık somut metinler değil de örnekseme yoluyla şu konularda şunlar olacak bu konularda bunlar olacaktır. Yeni bir sistem getirilmelidir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kaldırılmalı ancak bu önceki parlamenter sisteminde ötesinde halkı da yönetimin içine çeken belli noktalarda yasa tekliflerinde örneğin belli imza sayısıyla neden yasa teklifi meclise gidemesin. Halkı daha çok sistemin içerisine çeken veya belli konulardaki yasalar neden halkoyuna sunulamasın çok temel konularda halkı daha çok sistemin içine çeken yeni bir sistem olmalıdır. Yasama organını, siyasi iktidarı daha çok denetleyebilecek şekilde düzenleyen bir yasama organı olmalıdır. Şuan yasama organının siyasi iktidarı denetleyen bir yok. Yasama organı siyasi iktidarı denetlemeli, halk yönetimin içine çekilmeli ve yeni sistemde hak ve özgürlüklerin daha etkin ve güvenceli kullanabileceği yeni kurumlar yaratılmalıdır” dedi.

Eminağaoğlu değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı; “Şu an kurumlar fazla sayıda öngörülmüş veya siyasi iktidarın yapılandırabileceği şekliyle düzenlenmiş. Mutlaka parlamenter sistem olmalı ancak parlamenter sistemde de yasamanın etkinliği öne çıkarılmalı ama halkın da bu sistem içerisinde etkin olabileceği güçlendirilmiş bir parlamenter sistem getirilmelidir.”