YEREL
Giriş Tarihi : 13-05-2022 13:33   Güncelleme : 13-05-2022 13:33

Bir hukuk felaketi: Soma Faciası

Bir hukuk felaketi: Soma Faciası

TMMOB İl Temsilcisi Hakan Yavuz Soma Faciası2nın 8’nci yılında yazılı basın açıklaması yayınlayarak “Soma faciası maden felaketi olduğu kadar aynı zamanda bir hukuk felaketidir” dedi.

Manisa'nın Soma ilçesinde meydana gelen maden faciasında hayatını kaybeden 301 işçi, ülkeyi yasa boğan olayın 8’nci yılında basın açıklaması gerçekleştiren TMMOB İL Temsilcisi Hakan Yavuz aradan geçen 8 yıl içinde soma faciasının sadece bir maden felaketi olmadığını aynı zamanda bir hukuk felaketinin de adı haline geldiğini vurguladı.

Türkiye’nin en büyük maden felaketi olan Soma Faciasının sekizinci yıldönümünde TMMOB İl Temsilcisi Yavuz tarafından yapılan basın açıklamasıyla hayatını kaybedenler anıldı ve dava sürecinde yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekildi.

Yavuz “13 Mayıs 2014 tarihinde yaşanan ve ülke tarihimizin en büyük madencilik felaketi olarak tarihe geçen Soma Maden Faciası’nda hayatını kaybeden 301 madencimizi saygıyla anıyoruz” diyerek başladığı basın açıklamasında Soma Maden Faciasının görünmez bir kaza olmadığını, neoliberal anlayışın sonucu olarak kamu madenciliğinin yok edilmesinin, işçilerin sendikasızlaştırılmasının ve köleci çalışma sisteminin dayatılmasının ürünü olduğuna dikkat çekti.

Soma Faciasının, basit bir ihmal olmadığının, madencilik bilgi ve birikiminin yok sayılmasının, teknik bilgi ve alt yapı yetersizliğinin, iş güvenliği anlayışının görmezden gelinmesinin sonucu olduğunun altını çizen Yavuz, “Maden şirketlerinin kârlarını artırabilmek için dayattığı çalışma koşullarının ve siyasi iktidarın emekçilerin hayatlarına değer vermeyen politikalarının bedeli Soma’da 301 madenci hayatlarıyla ödemiştir” ifadelerini kullandı.

TMMOB İl Temsilcisi Hakan Yavuz açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Aradan geçen 8 yıl içinde Soma Faciası sadece bir maden felaketinin değil, aynı zamanda bir hukuk felaketinin de adı haline gelmiştir. Dava süreci boyunca yaşananlar ve mahkemenin verdiği karar sonucunda, faciada kaybettiğimiz 301 madencinin acısı üzerine, adaletsizlik ve haksızlık duygusunun derin üzüntüsü da eklenmiştir.

Kamu kurumlarının sorumluluğunu yok sayan, maden şirketin sahiplerinin suçunu hafifleten yargılama süreci sonunda sorumlulara adeta göstermelik cezalar verilmiş, iktidar tarafından çıkarılan infaz indirimiyle de sorumlular neredeyse hapis bile yatmadan serbest kalmıştır. Bugün Soma Faciasının sorumluları dışarıdayken, acılı ailelerin gönüllü avukatlığını üstlenen Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı’nın cezaevinde olması, hukukun içinde bulunduğu içler acısı durumun göstergesidir.

Soma Davası, tıpkı Gezi Davası, Çorlu Tren Kazası Davası, 10 Ekim Davası gibi toplumun adalet duygusunu ve hukuka inancını zedeleyen bir biçimde sonuçlanmıştır. Soma Davası mutlaka yeniden görülmeli ve sorumlular hak ettikleri biçimde cezalandırılmalıdır.

Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin 301 madencinin ölümünü, siyasi iktidarın ve kamu kurumlarının sorumluluğunu, madenci şirketin açgözlü sahiplerini ve faciaya sebep olan kişileri asla unutmayacağız.

İnsanca yaşayabileceğimiz bir ülke ve insani koşullarda çalışabileceğimiz iş koşulları için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Dilan Şahinbaş