YEREL
Giriş Tarihi : 11-01-2022 10:34   Güncelleme : 11-01-2022 10:34

Basın susarsa, vatandaş da Türkiye’de susar

Basın susarsa, vatandaş da Türkiye’de susar

Artvin Faal Gazeteciler Cemiyeti 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeni ile 15 Temmuz Milli İrade Meydanı’nda bulunan Atatürk heykeline çelenk sunumu gerçekleştirdi.

AFGAD’ın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeni ile 15 Temmuz Milli İrade Meydanı’nda bulunan Atatürk heykeli önüne çelenk koyma etkinliği saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.

Çelenk sunma töreninde Dernek üyesi Sami Özçelik basın açıklaması gerçekleştirdi.

Özçelik açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“4 Ocak 1961'de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 Sayılı Kanunun” Resmi gazetede yayınlanışı nedeniyle, 10 Ocak günü kutlama günü olmuştur. 1961-1971 arasında “Çalışan gazeteciler bayramı” adıyla kutlanmış; 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, ” 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirilmiştir.

Söz konusu düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyordu. Bu yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 gazete patronu, 212 sayılı yasanın ve Basın İlan Kurumu'nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia eden bir ortak bildiriye imza atarak, gazetelerini 3 gün kapadıklarını duyurmuşlardı. “Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, boykot boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımlamaya karar vermişlerdir.

Basın gazetesi 11 Ocak günü yayına başladı ve üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayını sürdürdü. Çalışan Gazeteciler Günü, bu olayın bir sonucu olarak ortaya çıktı. 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı ve 1971'de “Çalışan Gazeteciler Günü” halini aldı.

Gazeteciler haber almada sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bunun sonucu olarak topluma doğru haber verememektedirler. Geçmişte olduğu gibi bugün de, basının bir bölümü siyasi iktidarlar tarafından baskı altına alınmış, hatta birçok yayın organları bizzat yönetilmeye başlanmıştır. Gazetelerin ve özellikle yerelde yayın yapan gazetelerin ekonomik seviyeleri yerlerde sürünmektedir.

Çanak tutan yayın organları haricinde….! Hem yerel basın hem de ulusal basın yok olma noktasına gelmiştir. Birçok gazetede ve matbaalar kapanmıştır. Bunun sonucunda binlerce basın emekçisi işsiz kalmıştır. Çalışanlar ise insanca yaşamaya yetmeyecek ücretlerle çalışmak zorunda kalmışlardır.

Yasanın kabulünün 61. yılında bugün…! Basın sektörü, karanlık ve ucu görünmez bir tünelle karşı karşıyadır. Son 10 yılda kapanan yüzlerce medya kuruluşunda çalışan gazetecilerin üçte biri işsiz kalmıştır. Medyanın yüzde 95'i çanakçı medya konumuna gelmiştir. Basın emekçilerinin çoğunluğu “Basın İş Yasası” ile çalıştırılmamakta, yoksulluk sınırında aldıkları ücretlerle ayakta durmaya çalışmaktadırlar.

2021 yılında gazetecilere yüzlerce dava açılmış, Gazetecilerin haberlerine, videolarına, köşe yazılarına ve hatta attıkları tweetlere engelleme kararları alınmıştır. Yüzlerce gazeteci işten çıkarılmış, bir o kadar gazeteci de baskılar nedeniyle istifa etmiştir. Haksız ve tutarsız gözaltılar, hapisler, para cezaları, ilan kesme cezaları, sözlü ve fiziksel saldırı ve sansür, rutin hale gelmiştir.

Bizler, gazetecilere dava açmak, gözaltına almak gibi yöntemlerle yıldırılarak, bu işin bir suçmuş gibi gösterilmesini istemiyoruz. Gazetecilik mesleğini suç gören anlayıştan vazgeçilmeli, cezaevindeki gazeteciler serbest bırakılmalı, basın emekçilerinin çalışma ve örgütlenme hakkı tam ve eksiksiz verilmelidir.

Basınla ilgili olumsuz birçok konunun yanında, bilindiği üzere son birkaç yılımızı Covid-19 salgını felç etti. Bu dönemde sosyal yaşamımız ve tüm hayat neredeyse durdu. Dünyada ve ülkemizde milyarlarca insan evlere kapatıldı. Bu süreçte insanların yarınları çalındı, umutları ertelendi ya da yok edildi.  Özellikle eğitim çağında olan çocuklarımızda kayıp kuşaklar oluştu.  Yarını hep endişe ile bekleyen, korkmuş ve çaresiz bir toplum hali ortaya çıktı.

Unutulmamalıdır ki; “Basın susarsa, vatandaş da Türkiye’de susar.”

Demokrasinin en temel kavramı olan düşünceyi ifade özgürlüğü ve haber alma hakkının, hiçbir baskı ve sınırlama olmaksızın kullanılabilmesi, basın-yayın çalışanlarının mesleki hak ve çıkarlarının korunup geliştirilmesi, üyelerinin ve toplumun kültürel gelişimine, sosyal ve ekonomik refah düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunarak;

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Basın Milletin Müşterek Sesidir.” şiarıyla; Geçmişten bugüne kadar Basın-Yayın hayatına düşüncesi, kalemi ve iş gücüyle hizmet eden, bütün basın emekçilerinin “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü” kutluyoruz.

Dilan Şahinbaş