YEREL
Giriş Tarihi : 15-10-2021 11:31   Güncelleme : 15-10-2021 11:31

Artvin’in Arkeolojik Geçmişine Dair

Artvin’in Arkeolojik Geçmişine Dair

Ardanuç’ta ik sit alanı olan Gevhernik Kalesi ve çevresinde yürütülen arkeolojik kazı çalışmasına Başkanlık yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Osman Aytekin, Türkiye’nin arkeolojik ve müzecilik geçmişine dair bilgiler verdi.

Osmanlı döneminde ilçe merkezi olarak kullanılan ve bölgede Türk-İslam medeniyetinin bugüne ulaşan en önemli yerleşim yerlerinden biri olma özelliğini taşıyan alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi iş birliğiyle yaklaşık 2 ay önce arkeolojik kazı çalışması başlatıldı.  Kazı başkanı ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Osman Aytekin, farklı üniversitelerden 20 kişilik uzman ekiple sürdürüldüğünü söyledi.

Bu topraklarda 1991 yılından beri hem arkeoloji, hem sanat tarihi alanında özellikle günümüzde taşınmaz kültür varlığı olarak nitelenen ama vatandaşların bildiği şekliyle tarihi eserler olarak bilinen Kültür Varlıkları ile ilgili olduklarını belirten Aytekin, “Bu çalışmayı Kültür ve Turizm Bakanlığı'na müracaat ederek ve ilgili birimlerin izin ve desteklerinden sonra yürütebiliyoruz. Bölgede benim bütün akademik çalışmam Artvin alanında olmuştur. Artvin'in bütün tarihi dokusu ile ilgili kendimde arkeolog ve sana tarihçisi o olduğundan dolayı bu bölgenin bu potansiyelini gördüm” dedi.

Arkeolojinin Yunanca kökenli bir kelime olduğunu, eskinin bilimi olduğunu açıklayan Aytekin, “Eskinin bilimi ne zaman başladı bunu bilmemiz gerekir. 18. yüzyılın ilk çeyreğinde 1725 yılında İtalya'da başladı. Daha sonra Avrupa'ya yayıldı ve bize de Tanzimat ile birlikte Osmanlı’nın batı medeniyetine açılması ile birlikte kurumlar almaya başladı. Bu kurumlarla birlikte arkeoloji müzecilik yer aldı. Dolayısıyla 1725 yılında başlayan süreç bize gecikme ile geldi. Bizdeki ilk müzecilik 1846 yılında Iğdır, 46'da İstanbul'da Aya İrini Kilisesi'nde depo olarak kurulan müzecilik anlayışı ancak 1869'da Müzey-i Hümayun adıyla sahip olmuştur. 1869'da tek bir müze vardı, müzeye atayacak Türk kökenli bir ilim adamı yoktu. 1881 yılına kadar Müzey-i Hümayun'u yani İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni yabancı bilim adamları yönetmişlerdir. Tanzimat’la batıya açılınca kendi kurumları dışında Batı kurumları alınmaya başlayınca bu kurumların gidişatını sağlayacak eleman yetiştirmekte sorunlar yaşanmıştır. Normalde Osmanlı çok güçlü bir kültürel altyapıya sahiptir. Fakat bu model ve kurum değişikliğinden kaynaklı olarak birilerini yetiştirmek daha zor olmuştur” ifadelerini kullandı.

Osmanlı döneminde müzecilik alanında ilk düzenlemelerin 1869'da Asar-ı Atika Nizamnamesi şeklinde olabildiğini söyleyen Aytekin, “Yani bugünkü Kültür Varlıkları ile ilgili kanun o dönemde Asar-ı Atika Nizamnamesi deniliyordu. Sonra 1874'te bizim için bir kanun hazırlanmıştır ve üçüncü olarak da 1884'te Osman Hamdi Bey ilk Türk müzecisi olarak bizim kanunumuzu yenileyebilmiştir.  Dolayısı ile böyle bir süreçten Cumhuriyet dönemine geldik, ikinci kez çalışmalar 1833 ve 34 de Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasından sonra başlayabildi. Korumacılık alanında kültür varlıklarının tescil edilmesi ister bir vatandaşa ait olsun, ister vakfa ait olsun, ister devlete ait olsun; mülkiyeti farklı birimler de olmak üzere onun koruma altına alınmasının belgelenmesi ile alakalı bir durumdur tescil faaliyeti. Dolayısıyla Türkiye'de tescil olayları ancak 1951’li yıllarda başlayabilmiştir ama gerçek manada Türkiye'de korumacılık anlayışı 1983'te çıkarılan ve günümüzde yürürlükte olan Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu çerçevesinde kurulan bölge kurulları sayesinde gerçekleşmiştir” dedi.

Artvin'de önemli bir kültürel potansiyel olduğunu bu kurulların çalışarak uzmanlar tarafından hazırlanan raporlarla belirlendiğini açıklayan Aytekin şu ifadeleri kullandı:

“Önce Uzmanlar dosya hazırlıyorlar, sonra koruma kurulunda büyük kısmı akademisyen olan üyeler tarafından kabul edildikten sonra bir eser tescil edilebilmektedir. Dolayısıyla Artvin'e geldiğimiz zaman Artvin'de kültür varlıklarının tescil edilme olayı 1982'de başlamıştır. 1982 yılına kadar ister sivil yapı olsun ister devlete ait yapılar olsun, istedikleri gibi bozulup yenileri yapılabiliyordu. 1982’den sonra tescil olayları başlayınca artık devletin veya vatandaşın elinde olan yapı istenildiği gibi ortadan kaldırılamıyor. Bu yapılar ancak belirli kurallar çerçevesinde ortadan kalkabiliyordu. Artvin’de 2021 yılında 326 adet taşınmaz kültür varlığı olduğu tescil edildi”

Sit alanlarına dair açıklama yaparak konuşmasına devam eden Aytekin, “Bir de sit alanları var, sit alanlarının en önemli verileri Ardanuç Gevhernik Kalesi ile karşımıza çıkıyor. Eski döneme ait toplu yapıların bir arada bulunduğu yer demektir sit alanı. Tarihi sit alanı yine Gevhernik Kalesi Ardanuç'ta bulunuyor. Ardanuç hem eski çağ dönemine ait hem Orta çağ döneminde hem de Osmanlı döneminde önemli idari kentlerden bir tanesidir. Toplam 9 adet arkeolojik kentsel alan var. Bu potansiyel olmasına rağmen bugüne kadar Artvin'in kültür varlığı açısından çok bilinmediği ortaya çıkıyor. Çünkü yayınlarımız az, üniversitemiz yeni açıldığı için bizim meslekle ilgili birimlerimiz eksik. Artvin Çoruh Üniversitesi’nde arkeoloji bölümü olsaydı yakından da çalışma yapılabilirdi. En önemlisi Artvin'e ait Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı bir müze yok” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi adına 14 kişilik ekiple fiili olarak bir aya yakın süredir bölgede kazı çalışması yaptıklarını belirten Aytekin, "Bu kazının amacı eski dönemlere ait dokunun ortaya çıkarılması, restorasyonların yapılması ve turizme kazandırılmasıdır." dedi.

Aytekin, ilçede Adakale olarak adlandırılan bölgenin, 2012'de arkeolojik ve kentsel sit alanı ilan edildiğini anımsatarak, şöyle devam etti:

"Burası çok önemli tarihi bir semt. Bu kentte ekibimiz 20 yıl boyunca çalışma yürütecek. Bu çalışma neticesinde Orta Çağ döneminden birinci derecede ne tür yapılar kaldığını ve en önemlisi Osmanlı'nın en önemli fetih yerlerinden biri olan ve Çerkez İskender Paşa tarafından fethedilen Ardanuç'un o döneme ait dokusunun ne olduğu, daha sonra ne tür eklemeler yapıldığını netleştirmek istiyoruz."

Kazı çalışmalarına Artvin Valiliği ve Ardanuç Belediyesinin katkı sağladığını ifade eden Aytekin, antropolog, restoratör, nümismat, gibi farklı alanlarda uzman kişilerle birlikte yürütülen bu yılki çalışmalarının bir ay daha süreceğini aktardı.

Aytekin, kazı çalışmaları kapsamında açtıkları mezarlarda ölülerin tabutlarla gömüldüğünü gördüklerini belirterek, bu durumun mezar kültürünün geçmişten bugüne nasıl evirildiğinin bir göstergesi olduğunu söyledi.

Kazıda taşınabilir kültür varlıklarına ulaştıklarını anlatan Aytekin, "Tarihi eser mahiyetinde önemli ölçüde sağlam bir şamdan bulduk. 1819 tarihli Rus parası bulduk. Osmanlı padişahlarından 2. Mahmud'a ait gümüş sikke bulduk. Bunlar bize bölgenin ticari ilişkilerinin nasıl geliştiğine dair bilgilere veriyor" diye konuştu.

Dilan Şahinbaş