YEREL
Giriş Tarihi : 18-12-2021 15:51   Güncelleme : 18-12-2021 15:51

Artvin Halkı: Zamlara ve Yoksulluğa Yeter!

Artvin Halkı: Zamlara ve Yoksulluğa Yeter!

Türk Lirasının günden güne değer kaybetmesi ile birlikte süregelen zamlara karşı çıkan Artvin halkı sokağa çıktı.

Artvin Emek ve Demokrasi Platformu, “Enflasyona, Pahalılığa, Zamlara ve Yoksulluğa Artık Yeter” diyerek yürüyüş gerçekleştirdi. Atapark Meydanında başlayan yürüyüş Halitpaşa Meydanında yapılan basın açıklaması ile devam etti.

Yürüyüşe katılım gösterenler “Artık Yeter Geçinmek İstiyoruz”, “Geçinemiyoruz” pankartları açarak “Tencere Boş”, “Borçla Yaşamaktan Bıktık, “Erdoğan Sarayda Halk Kuyrukta” yazılı dövizleri ile yürüyüşe destek verdi.

Artvin Emek ve Demokrasi Platformu adına basın açıklaması gerçekleştiren Eğitim-Sen Başkanı Köksal Gümüş, “Ekonomik daralmadan da, döviz kurundaki artıştan da, yapılan zamlardan da bir avuç sermayedarın ve hükümetin nasibine yeni saltanatlar düşerken bizim nasibimize açlık, yoksulluk ve sefalet düşüyor” dedi

Gümüş’ün okuduğu basın açıklamasının tamamında şu ifadeler yer aldı:

“Ülkeyi yönetenler ve AKP milletvekilleri yaptıkları her açıklamalarda büyüme rekorlarından, her şeyin güllük gülistanlık olduğu ve bolluk-bereket içinde bir Türkiye’den bahsediyor. Bir avuç sermayedar için, yandaş şirketler için dedikleri doğru olabilir. Ama emekçiler için halk için işsizlik büyüyor, pahalılık artıyor, borçlar çoğalıyor, faturalar her geçen gün katlanarak cep yakıyor.

Açlık ve sefalet her geçen gün artarak devam ediyor. Her sabah güne yeni zamlarla başlıyoruz. Dolar, euro, altın saat başı rekor kırıyor. Yaşamımızı sürdürmek için ihtiyacımız olan tüketim malları bile lükse dönüştü. Ekmeğe henüz yeni zam yapılmışken bir kez daha zam gelmesi gündemde. Eylülden bu yana elektrikten doğalgaza, akaryakıttan gıdaya, zamlar otomatiğe bağlanmış durumda. Her ay üç-beş kez  kuruş kuruş zamlanan akaryakıta artık nerdeyse her gün zam gelmektedir.. Doğal olarak akaryakıt zamlanınca bütün tüketim ürünleri iğneden ipliğe zamlanıyor.

Kış geldi ama pek çok yurttaş daha odun, kömür bile alamadı. Halk korkudan doğalgazı açamıyor. Çarşı-pazar yangın yeri, poşetlerin yarısı bile dolmuyor artık. Ülke ekonomisinin geldiği bu duruma karşın TÜİK halkla dalga geçer gibi enflasyonu %19,89 olarak açıklıyor. Halbuki sokakta, pazarda halka yansıyan enflasyon %50’lerde.

2021 Eylül den bu yana TL dolar karşısında %40 değer kaybetti. Türk Lirası dolar karşısında eridikçe işçilerin, emekçilerin kazancıda eriyor. Alım gücü düşüyor, halkın ekmeği her geçen gün küçülüyor. Dolar arttıkça, her sabah biraz daha fakirleşmiş olarak uyanıyoruz. Borcu borçla kapatıyoruz. Dolar arttıkça borçta artıyor. Borç arttıkça işçi ve emekçi kitlelerin sırtındaki yük daha da ağırlaşıyor. Ekim ayı itibariyle icra dairelerinde bekleyen icra dosyası 23 milyona yaklaştı. Sadece işçiler, emekçiler değil ülke ekonomisi de borç batağında.

200 TL lik banknot tedavüle girdiğinden bu yana, satın alma gücü temel gıda da ürünlerinde%77,3 genel sepette %71,9 oranında azalmıştır.

Ocak 2009'da dolaşımda 1,77 milyar TL'lik 8,8 milyon adet 200 TL banknot vardı. Bugün ise 81 milyar TL değerinde 405 milyon adet banknot piyasada bulunuyor.

Hani maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz? sorusunu sorarak insanlarımızın sabrını ve zekasını sınayanlara, haklısınız bizler döviz nedir bilmeyiz… ama şunu da sizlerin bilmesinde fayda var. Bu topraklar çok iktidarlar gördü, tencerelerimizin boşalması saltanatızın sonu olacaktır.

Bununla birlikte dolar ve enflasyon karşısında emeklilere, kamu çalışanına, işçilere ve asgari ücrete verilecek zamlar daha verilmeden kar gibi eridi gitti. Küçük esnaf siftah yapamaz duruma geldi. Üretici köylü ürün ekemez ve ektiğini satamaz durumda. Banka ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde aldıkları borçlara karşın toprakları ve traktörleri haciz altında. Ülkede emekçilerin, kadınların, gençlerin gelecek diye bir umutları kalmamıştır.

Gençler o kadar umutsuz ki, gelecek hayallerini yurt dışına gitmekte buluyor.İşsizlik ve yoksulluk kaygısı ile hiçbir gencimizi kaybetmeye, halkımıza bu kaygıları yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur.

Ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğu yoksulluğun pençesinde çırpınırken, ülke kaynakları ranta, talana ve savaşa ayrılıyor. Bir yanda patronların yüzlerce milyar liralık vergi borcu affedilirken, emekçilerin ücretleri küçüldükçe küçülüyor. 

Bu ülkenin kaynakları küçük bir azınlığın kasalarında ve hesaplarındadır. Çünkü ülke gelirinin %47’sini ülke nüfusunun %1’i kullanmakta.

Ülkemizde yaşanan bunca sıkıntıya ve ekonomik yangına karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘’ Ekonomide kurtuluş savaşı veriyoruz’’ diyor.

Bu halk kurtuluş savaşını 100 yıl önce vermiştir.

 Sizin savaşınız; kurduğunuz tek adam düzeni için çalışan ve üçer beşer maaş alan bürokratların cebi, bu iktidardan nemalanan havuz medyası, ihaleler yoluyla servetlerine servet katan şirketler ve tekelci sermaye güçlerinin çıkarlarını koruma savaşıdır.

Doğrudur, mevcut koşullarda bir kurtuluş savaşına ihtiyaç vardır. O da tek adam yönetimine ve onun sömürü, yağma ve baskı politikalarına karşı verilecek olan hak ve özgürlükler mücadelesidir.

Ekonomik daralmadanda döviz kurundaki artıştan da yapılan zamlardan da bir avuç sermayedarın ve hükümetin nasibine yeni saltanatlar düşerken bizim nasibimize açlık, yoksulluk ve sefalet düşüyor. Yoksulluk ve sefalet kaderimiz değil. Kaderimiz sermaye temsilcisi AKP iktidarının iki dudağı arasında değil, bizim ellerimizde. Tek seçeneğimiz var. O da artan enflasyon, eriyen ücretler, tüketim mallarına gelen zamlar karşısında sesimizi yükseltmektir.

İktidar derhal istifa etmeli, erken seçim kararı almalıdır.

Halkın sırtına yüklenen milyarlarca borç yüküne, zamlara ve katlanan faturalara karşı bu gidişe dur diyoruz.

Krizin faturasını krizi çıkaranlar ödesin.”

 

Köksal Gümüş’ün basın açıklamasını okumasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Olgun Gümrükçü konuşma gerçekleştirerek “Toplumun en geniş kesimleri zamlar ve pahalılık altında ezilirken, kaynaklarımız iktidar eliyle zenginliğine zenginlik katanlar için harcanmaya devam ediyor.Bu kaynaklar hayat pahalılığı karşısında giderek yoksullaşan halk için kullanılmalıdır. İktidar ve onun etrafında toplanan çıkar grupları için toplumun geleceği heba edilemez. Bir kişinin geleceğimizle ilgili aldığı kararlar ülkemizi yıkıma götürmektedir.Tekrar ediyoruz. Bu sadece ekmek mücadelesi değildir emeğimizin ucuzlatılmasına yönelik bir mücadeledir. Bir memleket mücadelesidir” dedi.

Artvin’de yapılan “Enflasyona, Pahalılığa, Zamlara ve Yoksulluğa Artık Yeter” eyleminin son konuşmacısı DİSK Artvin Şube Başkanı Selim Bilgin oldu. Bilgin, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

“Bundan on gün önce ekonominin kitabını yazdığını iddia edenler dün borsayı kapatarak gösterdi. Borsanın kapanması demek ekonominin çöküşünün ilanı demektir. Seçim sandığında hep birlikte bu ülkeyi 19 yılda buralara getirdikleri için göndereceğiz, hep birlikte göndereceğiz. Ne ezilen ne ezen, insanca, halkça bir düzeni hep birlikte kuracağız.”

Dilan Şahinbaş