YEREL
Giriş Tarihi : 31-03-2021 10:35   Güncelleme : 31-03-2021 10:35

“Arıyı yaşat ki geleceğin olsun”

Şavşat Bal Evi işletmesinin sahibi Temel Şimşek, bal ve arıcılık üzerine değerlendirmelerde bulundu.

“Arıyı yaşat ki geleceğin olsun”

“Arıyı yaşat ki geleceğin olsun.“ diyen Temel Şimşek, doğadaki her türlü bitkiyi, arılar sayesinde tüketildiğini arıların olmaması durumunda bitkilerde doğal döllenmenin olmayacağını söyledi.

Artvinli TV’de Artvin’de Esnaf Olmak programının sunuculuğunu yapan Hatice Nur Ersöz, Şavşat Bal Evi İşletmesini Sahibi Temel Şimşek ile röportaj gerçekleştirdi.

Kendinizi Tanıtır mısınız?

Şavşat Bal Evinin sahibiyim, işletmemizi 2 yıl önce kurduk. İş yerimiz Temel Şimşek ve Şavşat Bal evi diye Türk patentinden tescillidir. Kendimize ait dolum izni, paketleme izni veya gıda koleksiyonuna uygun bir paketleme ile birlikte tüketicilerimize bal üretimi ve yöresel ürünler satışı yapmaktayız. 30 yıllık arıcıyım 1989’dan beri ailece arıcılıkla ile uğraşmaktayız. Bunun dışında Türkiye’nin çok farklı yerlerinde kamuda yöneticilik görevlerinde bulundum. Bununla birlikte de Türkiye de ki arıcılığı ülkemizin her yerinde tanımlama şansı bulduk. Oradaki araştırmalarımızı, bilgi ve tecrübelerimizi de Şavşat’a taşıyarak sadece bal değil arı ürünlerimizin bal, polen, arı zehri, arı sütü gibi ürünlerimizle burada kapsamlı bir işletme oluşturmaya çalışıyoruz.

Ürünlerinizin satışı nasıl?

Özellikle dışarıdan gelen insanlarımız ilk defa doğal ürün iş yerine geliyorlar, biz iş yerimize sadece Şavşat yöremize ait ürünler satıyoruz. Herhangi bir katkı koymuyoruz. Ben aynı zamanda Şavşat Kafka Sarısı Bal Üreticiler dernek başkanıyım. Şavşat ilçemizde şu anda 520 civarında arıcımız ve 15 bine yakın arı kovanı konolisi bulunmaktadır. Gerek derneğimiz aracılığıyla da arıcılık kursları halk eğitim ile işbirliği kapsamında kurslar açarak Şavşat’ta arıcılığın gelişmesi için hem katkıda bulunuyoruz. Hem de yeni, genç arıcılarımızın üretimine katkı sağlıyoruz. Şavşat yöresindeki arıcılarımızın doğal bal üretimi için ellerinden geleni yapmasını ve buna gayret ederek onları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Neden Şavşat bölgesi derseniz, Şavşat Türkiye’nin doğudaki saklı cenneti. İlçemizdeki insanların eğitimli olup dışarıda oldukları için burada tarım yapılmıyor. Tarım olmadığı için doğa bakir bir bölgedir. Burada sulu bölgeleme, tarım ilaçlaması yok. Yakın yerlerde sanayi olmadığı için gökyüzünden asit yağmurları da yağmıyor. Artvin bölgesi flora açısından Türkiye’nin en zengin bölgesi. Bal çeşitliliği açısından da aynı şekilde. Artvin’de Ardahan yöresinde Kafka sarısı izolelik gen bölgemizdir. Kafka sarısı diğer arı ırklarına rağmen 7mm uzunluğundaki hortumuyla derin çiçeklerdeki bal özünü alıyor. Kafka sarısı peteğe koyduğu balı önce suyunu uçurduktan sonra üzerine sırlıyor. Bal özü dediğimiz nektar, çiçeğin dibinde sıvı hale geliyor, arı bunu alıp peteğe taşıdığı zaman petek içinde bunun kıvama gelip kalınlaşması gerekiyor. Diyelim ki ilk etapta %80 oranında su varsa bu su oranını %500 ü 3’e düşürene kadar kanat çırparak ve kovan içinde ısı oluşturarak orada bir buharlaşma sağlıyor. Ve bal özü iyice kalınlaşarak kıvamlı hale gelmiş oluyor. Bir gün arıların nesli biterse insanlar en fazla dört yıl yaşar. O yüzden biz her zaman “Arıyı yaşat ki geleceğin olsun.” diyoruz. Bugün doğadaki her türlü bitkiyi, arılar sayesinde tüketiyoruz. Arıların olmaması durumunda bitkilerde doğal döllenme olmayacaktır.

Kadın arıcılarınız var mı?

 Kadın arıcılarımızda var bal bölgesinde çoğunlukla şu anda kadın eli değdiği her yerde orada hijyen temizlik kuralları çok önem arz ediyor. Kadın arıcılarımız şu anda arıcılık sektörüne el atmış durumda. Bunlardan mutluluk duyuyorum. Tanıtım fuarlarına katılıp, toplantılar yapıyoruz. Kadın arıcıların özellikle aileleri daha çok teşvik oluyor. Önceki yıllara nazaran şu an da arıcılık sektörüne büyük bir ilgi var.

Rekorteniz ne kadar?

Küresel iklim değişikliği sebebiyle bölgemizde iklim şartları arıyı da etkiliyor bundan dolayı bazen hiç bal alamıyoruz. Bazen 200 de 5 oranın da bal alıyoruz. Bazı yıllar havalar mevsimine uygun devam etmesi durumunda balımız iyi oluyor. Örneğin her yerde çiçeklerin bal salgılama süresi 20-25 gündür. Bugün Artvin yöresinde mayıs ayında inekler salgısı başlar. Şavşat’ın merkezinde haziran ayında başlar. İlçemizin yüksek dağ köylerinde ise Temmuz ayında başlar. Artvin de ki Merkez bölgesi mayıs ayında, Şavşat’ta ki 1500 ün altındaki rakım olan yerlerde haziran ayı bal özü salgılama dönemidir. O 25 günlük süre çok kurak veya yağmurlu giderse hiç bal alamayabiliriz. O yüzden bal sezonundaki çiçeklerin nektar, bal özü salgılama dönemindeki iklim çok önemli bir unsurdur. Bal üretimi rakıma ve mevsime göre süreklilik arz ediyor. Mesela ilkbaharda kovandaki bir arı kışın yumurtadan kesiliyor. Baharın ilk zamanları havalar ısındıkça günde 30-40 yumurta derken mayısın ayında bir ana arı günde kendi ağırlığı kadar yumurta atıyor. Günde ortalama 3 bin yumurta demek. Arılarımız balla besleniyor. Arılar çalışmadığında 40 gün yaşıyor. Ana arı ise arı sütüyle besleniyor. Ana arı kendini yemiyor. Ana arı, arı sütünü tükettiği zaman 7 sene çalışıyor. Arılar 40 gün yaşıyor, eğer ki biz insanlar aynı şekilde arı sütüyle beslendiğimiz zaman arı sütünün hücreleri yenileme özelliği var. Şavşat macunu diye adlandırdığımız bal, polen, propeliz tozu ve arı sütüyle bir karışım yapıyoruz.  Arı’nın en önemli ürünlerinden biri arı zehridir. Kovanın içerisine özel bir aparat takarak içerisine elektro şokla bir cihaz koyuyoruz. Ufak bir şok verilmesi ile arılar ona saldırıyor. Ve camın üzerine su bırakıyorlar. Hortumların dan zehir bırakıyorlar. Daha sonra biz bunu alıp kuruttuktan sonra ise bu toparlanıp tıpta kullanılıyor. Genelde ihraç edilen bir üründür. Arı zehrinden sonra ise en önemli ikinci ürün propolizdir. Arıların kovanı hijyenik durumda tutmak ve dezenfekte etmek için kullandıkları bir mamuzdur. Kurtuluş savaşı döneminde askerlerimiz yaralanınca antibiyotik bitince arıcılarımıza bir genelge yayınlanıyor. Genelge bütün arıcıların propoliz yapması gerektiğini söylüyor. Ve propolizi ısıtıp, gazlı bez üzerinde eriterek yaraların üzerine yaralar dezenfekte yapılıyor. Üçüncü olarak ise polen, polen arının kendi ihtiyacıdır. Biz sadece arıya günde bir saat polen aperatifi takarak almaya çalışıyoruz. Fazla aldığımız zaman arı polen ile bal karışımını yiyerek bal sütü yapıyor. Arı sütünden yavruyu besliyor. Biz bunları zorunlu olarak arıdan alıyoruz. Normalde arıdan almamamız gerekiyor. Halkımızın da bundan yararlanması için biz polenlerimizi az miktarda da olsa tüketicilerimizle buluşturmak amacıyla arılardan temin ediyoruz.