YEREL
Giriş Tarihi : 17-07-2021 10:20   Güncelleme : 18-07-2021 15:57

“Arhavi’nin kaderi kimsenin vicdanına bırakılamaz”

Yakovit- Kavak köyünden Erdoğan Güler ve Arhavi Halkından Nazlı Demet, Arhavi'de dere ıslahlarına dair son durumu anlattı.

“Arhavi’nin kaderi kimsenin vicdanına bırakılamaz”

“Milli kaynaklara israf ve doğaya son derece zararlı”

Arhavi'de dere ıslahlarına dair son durumu anlatan Erdoğan Güler, “Küresel ısınma ve iklim değişikliği dünya ile ülkemizin en önemli sorunlarından bir tanesidir. Bu nedenle vadiler ve dereler her zamankinden daha fazla korunması ve kollanması gereken alanlardır. Vadiler, HES ler, taş ocakları, konkasör tesisleri ile paramparça edilmiştir. Bu nedenle insanların ve gelen misafirlerin görebilecekleri çok az alan kalmıştır. Yüzme, piknik alanları ve dere kenarları herkes için çok önemli alanlardır. Bu alanları yaz döneminde kullanmak için insanlar birbirleriyle yarış halindedir fakat Arhavi Merkez’den köylere kadar önemli bir bölümünü de içine alacak şekildeki alanlar kullanılamaz haldedir. Kullanabilen alanlar çok daralmış bir haldedir. Şimdi yeni bir bela ile karşı karşıyayız. Çifteköprü’den başlayıp Mençuna Köprüsüne kadar olan bölüm her iki taratanda taş duvarla tahkim edilerek dere, kanal haline getirilmeye çalışılmaktadır. Yine aynı şekilde Pilarget Vadisinde ulu kentten başlayarak Balıklı tarihi camiye kadar olan bölüm her iki taraftan da beton duvarla birlikte adeta tabut haline getirilmektedir. İnsanların topraklarının ve evlerinin korunmasından yanayız. Bunun içinde bu bölgelerde küçük müdahalelerle bunun gerçekleştirilebileceğini düşünüyoruz. Bütünüyle bir kanal haline getirmenin hem milli kaynaklara israf hem de doğaya son derece zararlı imalatlar olduğunu düşünüyoruz. 5 Temmuz’da yapılan ihale ve proje de bunu gösteriyor. Çifteköprü ve Pilarget Vadisinde korunmaz bir şekilde derelerin tahrip edileceği görülmektedir” dedi. 

“Yeni projeyle tekrar düzenlenmesini istedik”

İhalenin iptal edilmesi gerektiğini ifade eden Güler, "Arhavi AK Parti ilçe Başkanı Remzi Gedik, Arhavi il Genel Meclisi Üyesi Hüseyin Uzunhasanoğlu, Arhavi Doğa Koruma Platformu ve Pilarget Doğa ve Yaşam Derneği ile bir toplantı yaptık. Bu toplantıda isteklerimizi, kuşkularımızı anlatarak ve bölgeyi tek tek gezerek nerede ne yapılması gerektiğini kendilerine ilettik. Küçük müdahalelerle insanların hem evlerinin hem de arazilerinin korunabileceğini böyle büyük çaplı bir imalata gerek olmadığını özellikle Arhavi’deki küçük derelerin ve Arhavi’nin Boğaziçi Mahallesinin tehlike altında olduğunu söyleyerek yatırımın bu bölgeye doğru kaydırılmasını önerdik. Bu nedenle ihalenin iptal edilmesi ve yeni projeyle tekrar düzenlenmesini istedik. Hüseyin Uzunhasanoğlu ve Remzi Gedik ile isteklerimize olumlu yaklaştılar ve kendilerinin de böyle bir imalatı istemediklerini söylediler. Muhtarlarla görüşerek, küçük müdahalelerle doğaya en az zarar verecek şekilde bu işi yapacaklarını ve gerekli yerlere müdahale edilerek doğaya zarar verilmeyeceği taahhüdünde bulundular. Elbette ki buna inanmak istiyoruz ve böyle olacağını düşünüyoruz. Ancak ortada bir proje ve bu projeyi uygulayacak olan bir müteahhit var. Bunu nasıl değiştirecekleri konusunda henüz kesin ve net bir cevap alamadık. Bu nedenle insanlara bu duyuruyu yaparak bu bölgelerde yapılacak olan imalatlar konusunda herkesi duyarlı olmaya ve gerektiğinde bu yapılanları durdurmak için vatandaşların kendi çevresine ve AK Parti çevresine dilekçelerle, faks göndererek, e-posta atarak veya bizzat görüşme yaparak bu alanları korunması gerektiğini söylemelilerdir. Çünkü insanların nefes alabileceği çok az alan kaldı bu yüzden bu alanların da bu şekilde yok edilmemesi gerekiyor. Arhavi Doğa Koruma Platformu ve Pilarget ve Yaşam Derneği bu işin takipçisi olacaktır” diye konuştu.

“Arhavi’nin kaderi kimsenin vicdanına bırakılamaz”

Arhavi doğasının korunması için pek çok mücadele verdiğinden bahsederek doğayı katletme projelerine isyan eden Demet, “2002’den bu yana Arhavili doğa sever arkadaşlarımla beraber Arhavi’nin doğasının, güzelliklerinin korunması için elimizden geldiğince çabalıyoruz ve mücadele veriyoruz. Kimseyle hiçbir siyasi çıkarımız, kaygımız ve beklentimiz yoktur. Arhavi çok büyük bir potansiyele sahiptir. Çok dikkatli düşünülmüş doğaya uyumlu, yaratıcı ve bilimsel ve eko turizm projeleriyle Arhavi hepimize binbir kazançla geri dönebilecek bir şehirdir. Bunun tek bir yolu vardır o da doğayı korumaktır. Ne yazık ki biz Arhavi’nin hiç kıymetini bilmiyoruz ve bu potansiyeli görmek istemiyoruz. Arhavi’nin dört bir yanı yıllarca çeşit çeşit katliam projeleriyle yok ediliyor. Taş ocaklar, HES ler, çirkin yapılaşma ve betonlar her yere virüs gibi yayıldı. Arhavi’nin eski güzel evleri yok olmaya yüz tuttu. İlçe Merkezi de çok kötü durumdadır. Her şeye rağmen Arhavi’de hala korunması gereken pek çok güzellikler var. Bu cevherden en düzgün, uygun, insanca ve akıllıca nasıl faydalanabileceğimizi ve hep beraber nasıl kazanabileceğimizi düşünmemiz ve buna kafa yormamız gerekirken katliam projelerine bir yenisi daha eklendi. DSİ’nin dere ıslahları projesi elimize ulaştı dikkatli bir şekilde bütün detaylarıyla inceledik. Gördük ki Kamilet Vadisi ve Pilarget Dereleri de dahil olmak üzere neredeyse Arhavi’nin bütün dereleri beton kanalları içerisine hapsedilecek. Eğer arazinizi, evinizi su basıyorsa arazinizi ve evinizi yanlış yere kurmuşsunuzdur. DSİ’nin amacı bu yanlış yapılaşmayı denetlemek olmalıyken milyarlarca yıl özgür akan dereleri betonlamayı tercih ediyorlar. Gerçekten bu durumu aklımız almıyor. Proje hakkında yetkililerle ve siyasilerle görüştüğümüzde pek çok defa projedeki uygulamanın böyle olmayacağını, doğayı bozmayacağını, derelere zarar vermeyeceğini örnek bir proje olacağını ve güzel görüneceğini söylediler. Bu bizim için tatmin edici bir cevap değildi. Arhavi’nin kaderi bu şekilde kişilerin, bireylerin vicdanına veya sözlerine bırakılamaz.