YEREL
Giriş Tarihi : 07-08-2021 10:40   Güncelleme : 07-08-2021 11:36

Allah’ın yolu: Sırat-ı Müstakim

Ali Türkmen’in sunumuyla Artvinli TV’de yayınlanan “İslamda Dini Öğretiler” adlı programa Artvin Müftülüğü Din Hizmetleri Şube Müdürü Yakup Hilal konuk oldu.

Allah’ın yolu: Sırat-ı Müstakim

Müdür Yakup Hilal programda “Sırat-ı Müstakim” kavramının birçok tanımına değindi.

“Allah’a edilen kulluk Sırat-ı Müstakimdir”

Sırat-ı Müstakim kavramını açıklayan Hilal, “Sözlüğe baktığımız zaman sırat Arapça bir kelimedir. Türkçe karşılığı ise yolcuların sürekli gidip geldiği işlevi olan bir yoldur. Ya da dosdoğru ve apaçık bir yol olarak da karşımıza çıkabiliyor. Müstakim kelimesi ise her türlü aşırılıktan uzak, dengeli, orta halli demektir. Sırat-ı Müstakim kavramı bize Kuranı Kerimden gelir. Kuranı Kerime baktığımızda otuz üç yerde sıratı müstakim kavramı geçer. Hud Suresi’nin 56.ayetinde “Ey Resulüm benim rabbim Sırat-ı Müstakim üzeridir. diye geçiyor. Sırat-ı Müstakim, Cenabı Allah’ın üzerinde bulunduğu yol ve peygamberlerin ve peygamberlere inananların olduğu yoldur. Yine Kuranı Kerim’e baktığımızda bir ayette “Allah sizin ve benim rabbimdir, ona kulluk edin rabbinize ettiğiniz kulluk Sırat-ı Müstakimdir” diyor. Dolayısıyla buradan Allaha kul olmak ve kulluk etmek anlamı çıkıyor. Şeytan Cenabı Allah’a; “Sen beni huzurundan kovdun bende senin kullarının dosdoğru olan Sırat-ı Müstakim yoluna oturacağım” diyor. Bu dosdoğru olan yolun engeli de şeytandır” dedi.

Allah’ın yolu: Sırat-ı Müstakim

Sırat-ı Müstakim ’in diğer tanımlarından bahseden Halil, “Kulun Allah’tan başka her şeye yüz çevirerek bütün duygu ve düşüncesiyle Allah’a bağlanmasıdır. İnsanın her şeyiyle Allah’ın yoluna girmesi, emir ve yasaklara uymasıdır. Aklın ve dinin rehberliğinde kulluk yolunda yürümektir. Çünkü bizim dinimiz akıl dinidir. Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam Sırat-ı Müstakim başka bir tanımını da yapmıştır. Aleyhissalatü Vesselam bir gün arkadaşlarıyla oturuyordu. Efendimiz daima sahabesini yetiştirmek ve onlara bir şey öğretmek için çaba sarf eder. Orada bulunan insanlara soru soruyor ve bazı cevaplar alıyor. Daha sonra öğretmek amacıyla konunun gerçek mahiyetini insanlara açıklıyor. Efendimiz o sırada otururken düz bir çizgi çizdi ve bu Allah’ın yoludur dedi. Daha sonra bir rivayete göre bir sağına bir de soluna iki tane çizgi çizdi ve dedi ki; “Bunlarda bir kısım yollardır. Bunların üzerine Şeytan oturmuştur ve insanları oraya çağırmıştır” sonrasında Resullah Aleyhüseliti Vesellam şu ayeti kelimeyi okudu, “Bu benim dosdoğru yolumdur. Buna tabi olun ve Allah’ın dışındaki farklı yollara sapmayın yoksa sizi Allah’ın yolundan alır farklı farklı yollara sürüklerler” Sırat-ı Müstakim kısaca hiçbir hata ve kusur olmayan bir yol ve yolcusunu hakka hakikate ulaşacağı noktaya en kestirme yoldan ve en basit şekilde ulaştıran bir yoldur” diye konuştu.

Kuranı Kerim doğru yolu bulmamızı istiyor

Halil,”Kuranı Kerimi açtığımızda rabbimize hamd ediyoruz. Onun rahman ve rahim olduğunu yalnızca ona ibadet ettiğimizi söylüyoruz.  Yarabbi bizi Sırat-ı Müstakim ulaştır diyor. Kuranı Kerim bizden doğru yolu bulmamızı istiyor. Fatiha suresinde bizler “Yoldan sapmış, yoldan çıkmış, aşırılığa kaçmış yollardan değil de kendilerine nimet verdiğin kişilerin yoluna ulaştır diye geçiyor. Nisa Suresinde rabbimiz bize bunu açıklıyor. Allaha ve Allah’ın resulüne itaat eden kimseler Allah’ın kendilerine nimet verdiği kişidir”

“İnsanın sorumlu olduğu ilk şey imandır”

Sıratı müstakimin itikadı ameli ve ahlaki boyutlarından bahseden Hilal, “Sıratı müstakim dedik dosdoğru yol dedik Allah’ın yolu dedik Allah’ın peygamberlerini yolu dedik Allah’ın peygamberlerine tabi olanların yolu dedik. Tabi bunun İslam kültüründe bir karşılığı var. İtikadı alanda istikamet sahibi olmamız gerekiyor. Ameli alanda ibadet alanında itikat sahibi olmamız gerekiyor. Bunlara kısaca değinecek olursak öncelikle bütün İslam ulamasının üzerinde durduğu konulardan bir tanesi istikamet dediğimiz dosdoğru sağlam olan şey imandır. İmanda istikamet sahibi olmamız lazım. Cenabı Allah’ın murat ettiği şekilde ona iman etmemiz lazım. Bizim Müslüman olarak birinci vazifemiz budur. Bizleri yaratan bizden bir şey istiyor. Ayeti kelimede ‘İnsanları kulları bir amaç için yarattık’ dolayısıyla bizim insan olarak bizim birinci görevimiz cenabı mevlaya doğru bir şekilde iman etmek. İnsanın amellerinin Allah katında değerli olması imana bağlıdır. İnsanın sorumlu olduğu ilk şey imandır. Amellerde itikada sahip olmamız gerekiyor. İbadetlerde istikamet sahibi olmanın bir diğer kriteri de ibadetlerde devamlılığı sağlamaktır. İslam dünyasında en büyük eksikliğimiz Müslümanlara baktığımızda bu amellerimizde devamlılığı sağlayamıyoruz. Özellikle namaz konusunda hayır hasenat konusunda. İbadetler kul ile Allah arasında köprüdür. İbadetlerin en önemli özelliği budur. Kişiyi Allah’a bağlar. İbadetler bizi hangi dine mensup olduğumuzu ortaya koyar. Bir diğer istikamet üzeri olmamız gereken alanlardan biri de ahlaken istikamet üzeri olmamız lazım. Sağlam bir imanımız varsa ibadetlerimiz yine sağlamsa istikamet üzereyse bu zaten bizi ahlaken istikamet üzere kılar. İslam ahlakı iman ve amelden ilham alarak oluşan bir şeydir ve bu üçü birbirinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ahlakı itikat ve muamelattan ayırmak mümkün değildir demiş alimler çünkü İslam ahlakı itikat ve amelin aynasıdır demişler” şeklinde konuştu.

Ahiret kazancı

Sıratı müstakimin dünya ve ahiret kazancını da anlatan Yakup Hilal, ”Sıratı müstakim üzerine olmak aslında biraz önce dünyalıklarından da bahsettik biz eğer doğru bir ahlaka sahip olursak istikamet üzere amellerimizi yaparsak eşimizle iyi geçiniriz çoluk çocuğumuzla mutlu oluruz. Şu an haberlerde izliyoruz ana baba çocuğuna eziyet ediyor bütün bunlar doğru bir ahlaka sahip olmamaktan kaynaklanıyor. İstikamet sıratı müstakim üzere olursak parmakla gösterilen insan oluruz. Dünyada kazançlarımız bu olur. Peki ahirette ne olur rabbim Allah’tır deyip de sonra istikamet sahibi olanlar varya onlar öldüklerinde onları melekler karşılıyor. Onlara derler ki sen artık öldün şimdi neyle karşılaşacağım burada bana nasıl muamele edilecek diye korkma veya öldüm geride bıraktıklarıma ne olacak diye endişelenme sana rabbinin vaad ettiği cennette artık senin ama kime bunu diyecekler iman edip istikamet üzere olanlara. Kısaca özetleyecek olursak, istikamet bizi cennete götürecek. Sıratı müstakim bizi yaratan Allah’ın yolu peygamberlerin salih kimselerin yolu. Cenabı Allah’ın bizleri sokmak istediği yol ve şeytanın da bizim girmemizi istemediği yol. O zaman bize düşen imanımızla ibadetlerimizle ahlakımızla bu yolda olmaya çalışacağız. Bizlere emanet edilen aile fertlerine bunu tavsiye edeceğiz. Müslüman sadece kendini düşünmez” ifadelerini kullandı.