YEREL
Giriş Tarihi : 18-05-2021 10:34   Güncelleme : 18-05-2021 10:34

Alice Harikalar Diyarında Gerçek mi?

Doğa ve Gezi Sevdalısı Deniz İdil Kaya'nın www.kampustenevar.com sitesi için yazdığı makaleyi öğrencilerimiz için yayınlıyoruz.

Alice Harikalar Diyarında Gerçek mi?

Alice Harikalar Diyarında Gerçek mi?

Doğa ve Gezi Sevdalısı Deniz İdil Kaya'nın www.kampustenevar.com sitesi için yazdığı makaleyi öğrencilerimiz için yayınlıyoruz.

Alice Harikalar Diyarında sadece bir masal mı? Yoksa bazılarımızın gerçekliği olabilir mi? Lewis Carrol’un bu muhteşem eserini ve dünyanın en ilginç nörolojik rahatsızlıklarından birini öğrenmeye hazır mısınız? Tüm perspektif kurallarını altüst eden bu hastalığı yakından tanıyalım...

Alice Harikalar Diyarında masalını hepimiz biliriz değil mi? Hani şu küçük bir kız olan Alice’in ormanda gördüğü tavşanın peşine takılmasıyla başlayıp türlü türlü maceralarla devam eden masal… Hikâyede Alice, bahsettiğimiz tavşanın peşine koştururken bir anda tavşanın düştüğü deliğe düşüverir. Bu deliğin sonunda bir salona varır. Salonda Alice’in içinden geçemeyeceği kadar küçük bir kapı vardır. Burada içtiği bir şurupla minicik olan Alice, bir kek yemesi üzerine ise odaya sığamayacak kadar büyük hale gelir. Alice bu büyüme ve küçülmeler sonunda bir şekilde salondan çıkmayı başarır ve kendini bambaşka bir diyarda bulur.

Alice’in bir büyüyüp bir küçülerek yaşadığı bu maceralar sizce gerçek olabilir mi?

Bu soruyu kime sorduğumuza göre değişir. Çünkü eğer bir AIWS hastası ile konuşuyorsanız muhtemelen böyle bir şey yaşadığını söyleyecektir.

Peki AIWS Nedir?

Alice Harikalar diyarında sendromu ya da kısaca AIWS, nörolojik bir hastalıktır. AIWS, sendromun İngilizce ismi olan “Alice in Wonderland Syndrome” un baş harflerinin birleştirilmesi ile ortaya çıkarılmış bir terimdir. AIWS en kısa haliyle zaman, alan ve boyut algısında bozukluk olarak tanımlanabilir. Hastalık, kişinin etrafındaki nesneleri veya vücudunun bazı uzuvlarını olduğundan daha büyük, daha küçük, daha uzak veya daha yakın görmesidir. Ancak hastanın görme duyusunda bir problem yoktur. Sorun Algı ve perspektif ile ilgilidir.

Çoğunlukla geceleri etkisini gösteren hastalık; hastanın ellerini çok büyük hissetmesi, kafasının vücuduna göre çok küçük ya da büyük olduğunu düşünmesi gibi etkilere sebep olur. Hasta bazen odaya sığamayacak kadar devasa hisseder, bazen de odanın içinde neredeyse bir fare boyutunda olduğunu zanneder.

Daha belirgin bir şekilde açıklamak gerekirse, bu nörolojik hastalığa sahip kişi havada uçan bir kuşu, balina boyutunda görebilir. Ya da karşısında yürüyen bir insanı etrafındaki apartmanlar ile aynı boyutta algılayabilir.

AIWS hastaları, sadece etrafındaki nesnelerin boyutlarını algılamada değil zaman algısında da sorun yaşar. Bazen zamanın çok yavaş geçtiğini hissedebilir ya da tam tersi zamanın çok hızlı geçtiği duygusuna kapılır. Hatta bazen ses algısında da sorun yaşanabilir. Etrafındaki sesleri rahatsız edici derecede yüksek ya da duyulmayacak kadar kısık algılayabilir.

Bu hastalığın belirtilerinden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Renkleri olduğundan parlak ya da soluk görme

Sabit duran cisimlerin hareket ettiği algısına kapılma

Şekillerin boyutlarını olduğundan daha büyük veya küçük algılama

Nesneleri göründüğünden farklı şekillerde algılama, nesnelerin şekillerinde eğrilik, çarpıklık görme.

3 boyutlu cisimleri 2 boyutlu algılama

Bunları anlattıktan sonra “Acaba AIWS hastası olabilir miyim?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Çünkü bu belirtilerin bir kısmı hepimizde var olabilir. Peki gerçekten öyle mi?

Tabii ki bu belirtilerin bazıları birçok insanda ortaya çıkabiliyor. Ancak bu sizin kesinlikle AIWS hastası olduğunuz anlamına gelmez. Bu belirtiler aşırı yorgunluk, uykusuzluk ve halsizlik durumunda sağlıklı bireylerde de ortaya çıkabiliyor. Yani hemen telaşa kapılmanıza gerek yok.

AIWS hastalarında genellikle migrene bağlı çok şiddetli baş ağrıları da görülür. Hastalık; migrenin yanı sıra beyin tümörü, epilepsi gibi ciddi rahatsızlıklarla birlikte görülebilir. Ancak hala AIWS hakkında detaylı bilgiye sahip olunduğu söylenemez. Bu yüzden kesin bir tanı konulamaz. Ayrıca hastalığın bilinen net bir tedavisi yoktur. Yaşa bağlı olarak etkiler azalabilmektedir.

Alice Harikalar Diyarında Sendromu, ilk olarak 1950 yılında uzman psikiyatrist John Todd tarafından keşfedilmiştir. Belirtiler “Alice Harikalar Diyarında” içinde yaşananlara çok benzer olduğu için hastalığa, bu masalın ismi verilmiştir. Ancak Alice Harikalar Diyarında dışında bu hastalığın etkilerinin görüldüğü daha pek çok masal bulunmaktadır.

Örneğin; “Gulliver’in Gezileri” isimli çocuk romanında, gezgin bir doktor olan Gulliver’in kendinden çok daha küçük insanların yaşadığı bir adaya düşmesi ve bu adadaki maceraları anlatılır.

Ya da “Parmak Çocuk” masalını hatırlayalım. Bu masalda ana karakterimiz olan parmak çocuk, gerçekten de bir parmak boyutundadır. Masal, bu kadar küçük olan bir çocuğun ailesine geri kavuşmak için yaşadığı maceraları anlatır.

Alice Harikalar Diyarında Gerçek mi?

KÜLTÜR VE SANAT - 17 MAYIS, 2021 - OKUMA SÜRESİ: 6 DK.

17 Mayıs, 2021

Kredi: unsplash

Alice Harikalar Diyarında sadece bir masal mı? Yoksa bazılarımızın gerçekliği olabilir mi? Lewis Carrol’un bu muhteşem eserini ve dünyanın en ilginç nörolojik rahatsızlıklarından birini öğrenmeye hazır mısınız? Tüm perspektif kurallarını altüst eden bu hastalığı yakından tanıyalım...

Alice Harikalar Diyarında masalını hepimiz biliriz değil mi? Hani şu küçük bir kız olan Alice’in ormanda gördüğü tavşanın peşine takılmasıyla başlayıp türlü türlü maceralarla devam eden masal… Hikâyede Alice, bahsettiğimiz tavşanın peşine koştururken bir anda tavşanın düştüğü deliğe düşüverir. Bu deliğin sonunda bir salona varır. Salonda Alice’in içinden geçemeyeceği kadar küçük bir kapı vardır. Burada içtiği bir şurupla minicik olan Alice, bir kek yemesi üzerine ise odaya sığamayacak kadar büyük hale gelir. Alice bu büyüme ve küçülmeler sonunda bir şekilde salondan çıkmayı başarır ve kendini bambaşka bir diyarda bulur.

Alice’in bir büyüyüp bir küçülerek yaşadığı bu maceralar sizce gerçek olabilir mi?

Bu soruyu kime sorduğumuza göre değişir. Çünkü eğer bir AIWS hastası ile konuşuyorsanız muhtemelen böyle bir şey yaşadığını söyleyecektir.

Peki AIWS Nedir?

Alice Harikalar diyarında sendromu ya da kısaca AIWS, nörolojik bir hastalıktır. AIWS, sendromun İngilizce ismi olan “Alice in Wonderland Syndrome” un baş harflerinin birleştirilmesi ile ortaya çıkarılmış bir terimdir. AIWS en kısa haliyle zaman, alan ve boyut algısında bozukluk olarak tanımlanabilir. Hastalık, kişinin etrafındaki nesneleri veya vücudunun bazı uzuvlarını olduğundan daha büyük, daha küçük, daha uzak veya daha yakın görmesidir. Ancak hastanın görme duyusunda bir problem yoktur. Sorun Algı ve perspektif ile ilgilidir.

Çoğunlukla geceleri etkisini gösteren hastalık; hastanın ellerini çok büyük hissetmesi, kafasının vücuduna göre çok küçük ya da büyük olduğunu düşünmesi gibi etkilere sebep olur. Hasta bazen odaya sığamayacak kadar devasa hisseder, bazen de odanın içinde neredeyse bir fare boyutunda olduğunu zanneder.

Daha belirgin bir şekilde açıklamak gerekirse, bu nörolojik hastalığa sahip kişi havada uçan bir kuşu, balina boyutunda görebilir. Ya da karşısında yürüyen bir insanı etrafındaki apartmanlar ile aynı boyutta algılayabilir.

AIWS hastaları, sadece etrafındaki nesnelerin boyutlarını algılamada değil zaman algısında da sorun yaşar. Bazen zamanın çok yavaş geçtiğini hissedebilir ya da tam tersi zamanın çok hızlı geçtiği duygusuna kapılır. Hatta bazen ses algısında da sorun yaşanabilir. Etrafındaki sesleri rahatsız edici derecede yüksek ya da duyulmayacak kadar kısık algılayabilir.

Bu hastalığın belirtilerinden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Renkleri olduğundan parlak ya da soluk görme

Sabit duran cisimlerin hareket ettiği algısına kapılma

Şekillerin boyutlarını olduğundan daha büyük veya küçük algılama

Nesneleri göründüğünden farklı şekillerde algılama, nesnelerin şekillerinde eğrilik, çarpıklık görme.

3 boyutlu cisimleri 2 boyutlu algılama

Bunları anlattıktan sonra “Acaba AIWS hastası olabilir miyim?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Çünkü bu belirtilerin bir kısmı hepimizde var olabilir. Peki gerçekten öyle mi?

Tabii ki bu belirtilerin bazıları birçok insanda ortaya çıkabiliyor. Ancak bu sizin kesinlikle AIWS hastası olduğunuz anlamına gelmez. Bu belirtiler aşırı yorgunluk, uykusuzluk ve halsizlik durumunda sağlıklı bireylerde de ortaya çıkabiliyor. Yani hemen telaşa kapılmanıza gerek yok.

AIWS hastalarında genellikle migrene bağlı çok şiddetli baş ağrıları da görülür. Hastalık; migrenin yanı sıra beyin tümörü, epilepsi gibi ciddi rahatsızlıklarla birlikte görülebilir. Ancak hala AIWS hakkında detaylı bilgiye sahip olunduğu söylenemez. Bu yüzden kesin bir tanı konulamaz. Ayrıca hastalığın bilinen net bir tedavisi yoktur. Yaşa bağlı olarak etkiler azalabilmektedir.

Alice Harikalar Diyarında Sendromu, ilk olarak 1950 yılında uzman psikiyatrist John Todd tarafından keşfedilmiştir. Belirtiler “Alice Harikalar Diyarında” içinde yaşananlara çok benzer olduğu için hastalığa, bu masalın ismi verilmiştir. Ancak Alice Harikalar Diyarında dışında bu hastalığın etkilerinin görüldüğü daha pek çok masal bulunmaktadır.

Örneğin; “Gulliver’in Gezileri” isimli çocuk romanında, gezgin bir doktor olan Gulliver’in kendinden çok daha küçük insanların yaşadığı bir adaya düşmesi ve bu adadaki maceraları anlatılır.

Ya da “Parmak Çocuk” masalını hatırlayalım. Bu masalda ana karakterimiz olan parmak çocuk, gerçekten de bir parmak boyutundadır. Masal, bu kadar küçük olan bir çocuğun ailesine geri kavuşmak için yaşadığı maceraları anlatır.

Bu masallar sadece hayal gücünün eseri miydi? Yoksa bu hastalığa sahip kişiler yaşadıklarını bu şekilde mi ifade etmişlerdi?

Alice Harikalar Diyarında’nın yazarı olan Lewis Carrol ile ilgili işte tam olarak bu söylentiler dönmektedir. Lewis Carrol, Alice’in bu maceralarını hayal gücüyle mi yarattı yoksa gerçekten de bunları yaşıyor muydu? Bununla ilgili net bir şey söyleyemeyecek olsak da Lewis Carrol’ın AIWS hastası olduğu tahmin edilmektedir. Üstelik Lewis Carrol’ın migren şikayetinin de olması bu tahmini desteklemektedir.

Eğer böyle olduğunu düşünecek olursak hastalık, Alice’in bu maceralarını yaratmış; Alice ise bu hastalığa ismini vermiştir. Lewis Carrol; muhteşem eseriyle, bilerek veya bilmeyerek bu sendroma sahip birinin nasıl bir hayat yaşadığını onun gözünden görmemizi sağlamıştır.

Şimdi baştaki sorumuza dönecek olursak:

Alice’in yaşadığı bu maceralar gerçek olabilir mi?

Belki sizin için değil, ancak bir başkası için…

Neden olmasın?