YEREL
Giriş Tarihi : 28-04-2021 11:04   Güncelleme : 28-04-2021 11:04

“Aile saadeti İslam ahlakına ve İslam yaşantısına bağlıdır”

Artvinli TV’de yayınlanan “Ramazan Sohbetleri” adlı programa Şavşat İlçe Müftüsü Cihan Erdoğan, konuk oldu.

“Aile saadeti İslam ahlakına ve İslam yaşantısına bağlıdır”

İlçe Müftüsü Cihan Erdoğan, programda mahremiyet kavramının önemine değinerek gerekli değerlendirmelerde bulundu.

İşte programın detayları…

Bir evdeki aile saadeti, İslam ahlakına ve İslam yaşantısına bağlıdır

İslam da aile kavramı çok önemlidir. İbadetlere baktığımız zaman ibadetler de aile üzerine kurulmuştur. Kişinin aile yapısı sağlamsa, dünya ve dini hayatı da sağlıklı yürür.  Bu yüzden öncelikle sağlıklı bir aile yaşantısına sahip olmamız gerekiyor. Ebeveynler sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir aile yaşantısını yakalayabilmek için evvela çaba sarf etmeleri gerekir. Kuran, sünnet, yasakları, helalleri, haramları Allah rızası gözetilen ailelere, cennetten bir tat vardır. Kısacası bir ailede Allah korkusu varsa ve Allah zikrediliyorsa, helal ve haram şeylere dikkat ediliyorsa o ailede huzur ve güzellikler vardır. Bir evdeki aile saadeti, İslam ahlakına ve İslam yaşantısına bağlıdır. Bir evde Allah anılıyorsa, Allah birinci plandaysa aile mutlu ve huzurlu bir yaşam geçirir. Mahrem haram kelimesinden gelir. Haram yasak demektir. Aşılması, geçilmesi gereken unsurlardır. Ayrıca bir ailenin bilinmemesi gereken aile içerisinde kalması gereken sınırları demektir. Bir örnekle açıklamam gerekirse İslam’dan önceki cahiliye devrinde insanlarda mahremiyet algısı yoktu. İnsanlar istedikleri zaman komşularına, ailelerine ve arkadaşlarına içerideki kadın, erkek ne halde, elbisesi ne halde, yatıyor mu, uyuyor mu bunlara hiçbir şekilde aldırış etmeden izinsiz bir şekilde evlerine giriyorlardı. Bugün en ilkel toplumlarda dahil, puta tapan vs. mahremiyet sınırları var. İslami kıyafetleri yok, başları, bacakları açık fakat avret yerlerini örtüyorlar çünkü utanıyorlar ve mahremiyet, karı koca ilişkileri var. Özetle dinsiz olan insanlarda bile mahremiyet duygusu vardır. Allah-u Teala bir mealinde şöyle diyor: “Ey iman edenler kendi evinizden başka evlere gittiğinizi fark ettirip, ev halkına selam vermedikçe eve girmeyin.” Bu da zile basmadan, kapıyı çalmadan başkasının evine girmeyin demektir. Komşularınız tarafından size eve girmeyin veya müsait değiliz denilebilir. Dönüp gideceksiniz ve darılıp küsmeyeceksiniz. Allah-u Teala: “İzin verilirse girin, izin verilmezse dönün.” diyor.

Tüm mahremiyet eğitimi 7 yaşına kadar verilmesi gerekiyor

Bugün ki psikologların, uzmanların ve eğitimcilerin söylediği şu dur çocukların 4-7 yaşlarına kadar tüm hayatı boyunca karakteri ve kişiliği oluşuyor. Bu yüzden çocuklara tüm mahremiyet eğitimi ve diğer eğitimler 7 yaşına kadar verilmesi gerekiyor. Ev içerisinde mahremiyet sınırımız tabi ki var. Allah-u Teala ayeti kelimede; “Ey iman edenler, meşru şekilde sahip oluğunuz kimseler veya içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olan çocuklar, günün üç vaktinde, sabah namazından önce ve gün ortasında ve yatsı namazından sonra üstünüzle dinlenmeye çekildiğiniz zaman, sizden izin istemeden, kapıyı çalmadan yanınıza gelmesinler. İzin istesinler. Bu sayede çocuk, ailede mahremiyet kavramını öğrenecek ve benim vücudum özeldir herkes göremez diyecektir. Çocuklarda bu noktalarıma kimse dokunamaz ve göremez olgusunun oluşması çok önemlidir. Yoksa ileride çok büyük vahametlere yol açabilir.