YEREL
Giriş Tarihi : 25-08-2021 11:11   Güncelleme : 25-08-2021 11:11

ADRES AYNI

SOL Parti Artvin, SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu tarafından hazırlanan Orman Yangınları Raporu’nu paylaştı.

ADRES AYNI

‘Ormanları yakan kim?’, ‘Söndüremeyen kim?’ sorularından yola çıkarak hazırlanan raporda, yangınların nedenleriyle beraber yapılması gerekenlere de değinildi.

SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporda şu bilgilere yer verildi;

‘Adres Aynı: Akp Defol, Bu Memleket Bizim!’

Kömür, petrol gibi fosil yakıtların kullanımı ile ormansızlaşma ve kentleşmenin de bir sonucu olarak atmosferdeki karbondioksit oranları artarak küresel ısınmaya, deniz seviyelerinin yükselmesine, buzulların erimesine neden olmaktadır. Dünya 1 ila 2 derece ısınırken, bildiğimiz iklimler de değişmektedir. Yangınlar, seller, hortumlar gibi aşırı hava olaylarının sıklaşmakta ve şiddetlenmektedir. Dünyadaki ısı artışı birçok türün yok olmasına neden olurken, kıtlık, açlık, göçler, savaşlar gibi geri dönüşü olmayan yıkımlara yol açmaktadır.

Dahası, dünyadaki sıcak noktalardan biri olarak Türkiye’nin, ısınmanın en kuvvetli yaşandığı bölgede yer aldığı bilinmektedir. Dünyanın ortalama sıcaklığındaki artış 1.5 dereceyi bulduğunda Türkiye’de bu artışın 2 dereceyi bulacağı bilinmektedir. Kuraklığı ve buna bağlı sorunları derinleştirecek olan bu koşullar, iklim krizinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olan ülkemizde ormansızlaşma ile mücadele ve orman politikalarını, bizler için iki kat daha önemli kılmaktadır.

Orman Genel Müdürlüğü iklim krizi ile mücadele açısından uyum tedbirleri geliştirme gerekçesiyle düzenlediği bir dizi sempozyumun ve aldığı kararların neticesinde hangi önlemleri aldığını derhal kamuoyuyla paylaşmalıdır!

‘Orman Bakanlığı’nın Görevleri Nelerdir?’

Cevaplanması gereken soruların en önemlisi de yangınları önleme görevinin yapılıp yapılmadığıdır. Orman Bakanlığı'nın kendi tespitine göre yangınların %90’ı, tarla açma, piknik ateşi, sigara ateşi, cam ve yanıcı atıkların atılması gibi sebeplerle insan kaynaklı olarak çıkmaktadır. Ormanları koruma, geliştirme görevi olan bir Bakanlığın yapması gereken bu yangınları çıkaranların kim olduğunu açığa çıkarmak ve bu doğrultuda önlem almaktır. Bunu yapmayan bir Bakanlık, yangını çıkaranlar hakkında gelişecek spekülasyona, milliyetçi, ırkçı kışkırtmaya zemin hazırlamış olacaktır. ‘Bir çakmak yansa haberimiz olur’ iddiasında bulunan Bakanlığın, insan kaynaklı çıkan yangınları tüm verilerle ortaya koyarak politika geliştirmesi gerekmektedir.

‘Güvencesiz, Sözleşmeli, Taşeron İstihdam, Rotasyon Yangına Açık Davetiyedir!’

Orman politikaları açısından yangının çıkmadan önlenmesi ve yayılımının engellenmesi için liyakat sahibi, tecrübeli, eğitimli personel istihdamı sağlanmalıdır. Ancak görülmektedir ki AKP iktidarının, tüm kurumlarda olduğu gibi Orman Genel Müdürlüğü personel politikası da liyakatten uzak ve partizanlaşmıştır. Sözleşmeli, taşeron şirket üzerinden yapılan işler, güvencesiz istihdam ile ve sık personel değişimiyle sonuçlanmaktadır. Rotasyon sıklığı, bölgeyi tanımayan personelin önlem geliştirmesinde sorunlara yol açmaktadır.

‘Yangın Bölgesi İlan Edilen Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde Yanıcı Maddeler Ortadan Kaldırılmamıştır!’

Kızılçam ormanlarında sıklık ve aralama bakım kesimlerinin zamanında yapılması ve özellikle yol kenarlarında yangın koruma şeritlerinin yapılması elzemdir. Bu işlemler yapılmamış, bu bölgelerde kızılçam aralarına 300-400 metre arayla yangının gelişmesini engelleyici, mezarlık selvisi gibi ağaç dikimleri yapılmamıştır

‘Orman Köylüleri Ormana Yabancılaştırılmıştır!’

Özelleştirme uygulamaları ve kırsal kesime yönelik politikalarla köylerde yaşam zorlaştırılmış, işsizlik artmış ve köylü halk ormana yabancılaştırılmıştır. Dikili satış uygulaması, özel ağaçlandırma gibi uygulamalar köylüyü ve dolayısıyla orman işçisini işsiz bırakmaktadır. Anayasanın 169. Maddesine göre ormanların korunması için yöre halkına eğitim verme ve işbirliği yapma görevi olan devlet bu görevi yerine getirmemiştir. Bu görevi taşeron şirketlere devrederek köylüyü süreçten uzaklaştırmıştır.

‘6831 Sayılı Yasada Yapılan Değişikliklerle Özelleştirmenin, Rantın Önü Açılmıştır!’

Orman Kanunu’nda yapılan değişikliklerle 'orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerler' orman arazisi olmaktan çıkarılmış, bu alanların yapılaşmaya açılmasının önü açılmıştır. Son olarak 28 Temmuz 2021 tarihli Turizm Teşvik Yasası ile ormanlara tek adam rejimi tarafından el konulmasının yolu açılmıştır. Ormanlar üzerinde yetkisi olmayan tek kurum Orman Genel Müdürlüğü haline getirilirken, orman arazileri maden ve turizm şirketlerine, 5'li-10'lu çetelere altın tepsiyle sunulmaktadır.

‘Yangın Olmasını Önlemeyenler, Söndürememe Basiretsizliği ile Halkı Öfkelendirdiler!’

Orman yangınları önlenmediği gibi geç müdahale ile yangınlar büyütülmüştür. Yetersiz personelle ve personel için gerekli ekipman sağlanmayarak müdahale edilmesi; hava müdahalesi için uçak-helikopter yetersizliği; yerel yönetimler ve halkla koordine olmama, bilgi paylaşmama, ‘ben yaptım oldu’ zihniyeti ormanlarımızı yakmıştır. Halkın vergileri, kamusal kaynaklarımızı korumaya değil, yandaşa, Sarayın bitmeyen itibarına harcanmaktadır.

Fırlatılan çaylar halkın suratına edilmiş hakarettir. Yanan canlılar küçümsenmiştir; evler TOKİ için rant aracına dönüştürülmüştür.

Eksiklerini giderip yangına müdahale etmesi gerekenler, eleştirilere baskı ve gözaltı sopasıyla karşılık vermeyi yeğlemiştir. Sorumluluğu muhalefete, yerel yönetimlere ve halka yıkmıştır.

Kızılçam Ormanlarının Kendini Yenileme Gücü Bekir Pakdemirli’den Hızlı!

‘Gölge etmeyin yeter!’

Yangınlar devam ederken başlayan ağaç dikme kampanyaları, bilim insanları tarafından da sıkça eleştirilmiştir. Orman mühendisleri, kızılçam ormanlarının ve tohumlarının kendini yangını adapte ettiğini ve tohumlarının 80 derecede çimlendiğini belirtmişlerdir.

Yapılması Gerekenler Açık ve Nettir:

- Elimizde uçak varken kiralama yoluna gidilerek kamu zararına sebebiyet verenler; yangını önleme görevini yerine getirmeyenler yargılanmalıdır.

- Orman Genel Müdürlükleri ve Bakanlıkta görevli tüm çalışanları liyakat esasına göre iş güvenceli olarak istihdam edilmeli, sendikal hakkın demokratik şekilde kullanımı sağlanmalıdır.

- Yangın söndürmede kullanılması gereken uçak ve helikopter eksikleri giderilmeli; araçların bakımı ve hazırlığı acilen yapılmalıdır.

- Yangın sonrası yangın alanları korunmalıdır.

- Alanda uzman bilim insanlarının, derneklerin görüşleri doğrultusunda; sermaye çıkarına göre değil, halkın ve doğanın yararına davranılmalıdır.

- Evsiz kalan, geçim kaynakları yok olan halka kaynak ayrılmalıdır.

- Yanan hayvanların tedavisi, korunması için gerekli önlemler derhal alınmalıdır.

- Orman köylülerinin, yöre halkının, ormanların korunması ve geliştirilmesi için gerekenler yapılmalı; köylüler, halk, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler sürece dahil edilmelidir.

- 28 Temmuz’da çıkardığınız Turizm Teşvik Yasası derhal geri çekilmelidir.

- Orman alanları üzerinde, yangın çıkmasında önemli payı olan yapılaşma baskısı, HES'ler, elektrik hatları gibi baskılar azaltılmalıdır.

- Salt ekonomik nedenlerle endüstriyel ormanlar kurulmasından vazgeçilmeli, mevcut ormanların bakımları yapılarak yangına dayanıklı hale getirilmelidir.

- İklim krizi ile mücadele için kömürlü elektrik santralleri inşa etmek gibi fosil yakıt merkezli enerji politikaları acilen terk edilmelidir. Yangın, sel gibi felaketlere karşı iklim adaleti esaslı politikalar geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.

Yanan yerleri turizm, maden, enerji şirketlerine ranta, talana açmayı aklınızın ucundan bile geçirmeyin.

‘Halkla birlikte takipte olacağız!’

Tüm bunları yapmanız eşyanın tabiatına aykırı biliyoruz. Yönetemiyorsunuz.

Köylülere, halka, canlılara, doğaya cehennem haline getirdiğiniz bu ülke yönetiminden DEFOLUN!

Yangın küllerinden yeni bir ülkeyi kuracak olana, yangında el ele verip tüm emeğiyle yangın yerinde olan orman işçilerine, itfaiyeye, tüm gönüllü gençlere, halka selam olsun.

Ormanlarımız için orman gibi çoğalıp örgütlenme zamanı!”

DİLAN ŞAHİNBAŞ