YEREL
Giriş Tarihi : 10-12-2021 18:09   Güncelleme : 10-12-2021 18:09

4-6 Yaş Arasına Din Kültürü Eğitimini Onaylamıyoruz

4-6 Yaş Arasına Din Kültürü Eğitimini Onaylamıyoruz

7 yıl aradan sonra toplanan 20. Milli Eğitim Şurası'nda, Eğitim-Bir-Sen’in ‘okul öncesi din eğitimi’ önerisi oy çokluğu ile kabul edilerek tavsiye kararları içinde yer aldı.

Eğitim-Sen Artvin Şubesi Başkanı Köksal Gümüş konu ile ilgili açıklama yaparak “Eğitim Sen olarak, çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyen her türlü adım karşısında olduğu gibi bu karara karşı da tüm gücümüzle mücadele edeceğimizin bilinmesini istiyoruz” dedi.

Milli eğitim sistemi için tavsiye kararları almak üzere 7 yıl aradan sonra toplanan 20. Milli Eğitim Şurası'nda alınan 128 tavsiye kararından biri okul öncesi eğitimdeki çocuklara din eğitimi verilmesi oldu.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer başkanlığında toplanan Şura Genel Kurulu dünkü özel ihtisas komisyonlarında görüşülen 124 madde ile genel kurula sunulan 4 yeni önerinin oylaması yapıldı. Bakan Özer, oylamanın ardından yaptığı açıklamada, ihtisas komisyonlarında görüşülen ve Genel Kurula gelen 124 maddeden 17'sinin oy çokluğuyla geri kalan maddelerin ise oy birliği ile kabul edildiğini bildirdi.

Eğitim-Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş ‘okul öncesi din eğitimi’ önerisi oy çokluğu ile kabul edilerek tavsiye kararları içinde yer almasıyla ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi.

Gümüş gerçekleştirdiği basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Siyasi iktidarın yıllardır bilinçli ve programlı bir şekilde hayata geçirmeye çalıştığı ‘dindar nesil yetiştirme’ stratejisinin son hedefi 4-6 yaş grubunda yer alan çocuklarımız olmuştur. “Cumhurbaşkanı himayesinde” Saray’da yapılan 20. Milli Eğitim Şûrası’nda dün Okul Öncesi İhtisas Komisyonu’nda görüşülürken kabul edilmeyen okul öncesi eğitime din eğitimi eklenmesi yönündeki tavsiye kararı, bugün yapılan Şûra Genel Kurul’unda 46 eğitimcinin şerh koymasına rağmen oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Pedagoji bilimine aykırı olan, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi üzerinde telafi edilmesi mümkün olmayan zararlara yol açacak olan bu tavsiye kararını kabul etmek ve onaylamak mümkün değildir.

Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne, yaşam tarzına ve inancına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline geldiği bir dönemde alınan bu karar 4-6 yaş grubundaki tüm çocuklar için büyük bir tehdittir. Türkiye’de ‘din eğitimi’ pratiklerinde sıkça karşılaşıldığı gibi, çocuklarda korku, endişe, umutsuzluk, suçluluk duyguları yaratan, soyut düşünme yetisi gelişmemiş, oyun çağındaki çocukların dini bilgiyi edinmeye hazır olmadığı bir dönemde dini eğitimle karşı karşıya bırakılmasının çocuk üzerinde olumsuz etkilerinin olması kaçınılmazdır. Geçmişte ‘günahları çoğalmadan cennete gitmek için ölmek isteyen’, ‘annesini kapanması için uyaran’ çocuklara ilişkin olarak yaşanan örnekler, bu kararın uygulanması halinde daha da artacaktır.

Henüz oyun çağında olan, soyut düşünce yetileri yeterince gelişmemiş olan 4-6 yaş grubu okul öncesi eğitim çağındaki öğrencilere, hangi neden ya da gerekçeyle olursa olsun, dini eğitim verilmesi, Türkiye’nin de altında imzasının bulunduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesi ile temelden çelişmektedir.

Laik bir ülkede devletin, zorunlu din dersi uygulamasıyla bireylerin kişisel inanç alanına girmesi doğru değildir. Bu noktada en hassas yaş grubu gelişim çağının başında olan okul öncesi eğitim çağındaki çocuklardır.

MEB’in görevi iktidarın dindar nesil yetiştirme hedefini gerçekleştirmek için çalışmak değildir. Çocuk ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, çocukların üstün yararını gözeten, çocuk ve gençlerin kendini gerçekleştirebilmesi ve eleştirel düşünce becerisini kazanabilmesine olanak sağlayacak somut adımlar atmak olmalıdır.

Eğitim Sen olarak, çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyen her türlü adım karşısındaolduğu gibi bu karara karşı da tüm gücümüzle mücadele edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.

Dilan Şahinbaş