YEREL
Giriş Tarihi : 02-03-2021 10:25   Güncelleme : 02-03-2021 10:25

28 ŞUBAT POSTMODERN DARBE

Türk Eğitim Sen Şube Başkanı İsrafil Bayrak: “Demokrasiye pranga vurmaya kalkan güçler, milli irade karşısında yok olmaya mahkumdur” dedi.

28 ŞUBAT POSTMODERN DARBE

Türk Eğitim Sen Şube Başkanı İsrafil Bayrak, 24 yıl önce gerçekleşen 28 Şubat sürecine ilişkin bir mesaj yayınladı. “Türkiye Kamu-Sen olarak her zaman millet iradesinin üstünlüğüne inandık, bu yolda mücadele ettik” dedi.

Türk Eğitim Sen Şube Başkanı İsrafil Bayrak, açıklamasına şu şekilde devam etti:

“Demokrasi, insanlığın on binlerce yıllık tecrübesi sonunda ulaştığı ve idealize ettiği bir yönetim tarzının adıdır. Temelinde adalet ve özgürlüğün olduğu demokrasi rejimi; farklı düşünen, inanan ve yaşayanlara tek tip bir inanç ve hayat tarzı dayatmak yerine, din ve vicdan hürriyeti başta olmak üzere, insan haklarını koruyarak kendi inançlarını yaşayabilecekleri eşitlik içeren bir toplum vaat eder. Demokratik rejimin en önemli özelliği gücün, toplumsal tabandan tavana doğru yansıması, başka bir deyimle sistemin, yönetenlerin değil yönetilenlerin inisiyatifleri doğrultusunda yönlendirilmesidir.

Bundan 24 yıl önce, tarihimize 28 Şubat post-modern darbesi olarak geçen bir süreç ile bazı güçler ülkemizde seçimle gelmiş iktidarı, baskıyla göndermek yoluyla rejimi vesayet altına almak istemişlerdir. Bu süreçte vesayetçi demokrasiden rahatsız olduğunu söyleyip, güce tapan ve kendi iradesini koşulsuz başkalarının inisiyatifine teslim eden saklı vesayetçi grupların da türemesine yol açmıştır. Bu gelişmeler neticesinde özgür iradelerini kaybederek fikirlerini güce tevil edenler nedeniyle devletimiz 15 Temmuz alçak darbe girişimine maruz kalmıştır.

Bize göre, askeri, sivil, muhalefet ya da iktidar tarafından toplumun iradesine karşı girişilen her türlü saldırı, kaynağı ne olursa olsun açık bir darbedir. Toplumsal sorunların demokratik yollarla çözülmesi; her türlü istismarın önlenmesi, toplumun bütün farklılıklarının bir zenginlik olarak algılanıp tahammül kavramının geliştirilmesi, bir arada yaşama isteğinin doruğa çıkarılmasının anahtarıdır. Sivil toplum kuruluşları olarak en önemli görevlerimizin başında da bu zenginliği sağlayacak ve temsil ettiğimiz kitlelerin demokrasi kavramını güçlendirecek seviyeye gelmesine vesile olacak adımları atmak gelmektedir. Demokrasinin bekçileri olarak millet iradesine saygının yılmaz savunucularıyız.

Demokratik rejime vurulan her türlü darbe, toplumun taleplerine vurulan her türlü pranga, milli irade karşısında yok olmaya mahkûmdur. Biz o zaman ne dediysek bugün de aynı noktadayız. Türkiye Kamu-Sen olarak bundan 24 yıl önce 28 Şubat sürecinde nasıl meydanlara inip “Kesintisiz Demokrasi istiyoruz” diye haykırdıysak, 15 Temmuz alçak darbe girişiminde Devletimizin ve milletimizin yanında olduysak bundan sonra yerimiz ve yönümüz devlet ve millet olacaktır.”