YEREL
Giriş Tarihi : 19-04-2022 13:59   Güncelleme : 19-04-2022 15:07

24 Yaşındaki Paçacı’nın Gözünden Arıcılık

24 Yaşındaki Paçacı’nın Gözünden Arıcılık

Orkun Paçacı, Taşlıca Köyü Kalkınma Kooperatifinde çalışarak dede mesleği olan arıcılığı devam ettiriyor.

Hatila Milli Park bölgesi içinde yer alan Taşlıca köyünden olan 24 yaşındaki Orkun Paçacı Makine teknikerliği okurken pandemi sürecine girilmesinin ardından iş bulamama kaygısı ile dede mesleği olan arıcılığa başladı. Taşlıca Köyü Kalkınma Kooperatifinde çalışmaya başlayan Paçacı, geleneksel arıcılığı modern hale getirmeye çalışıyor.

Doğayı ve hayvanlarla bir arada olmayı sevdiğini belirten Paçacı “Pandemi ile okulların kapanmasının ardından Artvin’e döndüm. Pandemi ülkede zaten var olan işsizliğe dahasını da eklediği için ve Artvin’de gençler için iş imkanının pek olmamasından dolayı hali hazırda babamın yapmakta olduğu, dededen miras kalan bir iş vardı; arıcılık. Ben de doğada daha fazla bulunup, çocukluğumdan beri içinde bulunduğum işe koyulmak istedim. Köyümüzde 3 yüz yıldır var olan bir meslek.Pandeminin başlangıcı ile doğal besin kaynağına ilgi artmıştı, geçtiğimiz yaz hem Ege'de hem Akdeniz'de çıkan yangınlar bunun devamını getirdi. Arıcılık da son dönemlerde talep gören bir meslek, yükselişte olan bir haline geldi ama genç nesillerin de çok ilgilenmediği bir alan olarak devam ediyor yine.Hem dededen kalan iş geleneğini devam ettirmek için hem de kendi işimi yapmak, üretim gerçekleştirmek için başladım, memnunum. Üretmek, devamlı üretimin içinde olmak toplumun psikolojisinin git gide bozulduğu şu zamanlarda iyi hissettiriyor” dedi.

Paçacı Covid-19 salgını ile birlikte başlayan pandemi süreci olmasaydı bu işe başlamamış olacağını, hobi olarak devam ettireceğini, dededen devam eden şekilde geleneksel arıcılık yapacağını belirtti ve Taşlıca Köyü Kalkınma Kooperatifinin faaliyetlerinden bahsederek, “Kooperatif atılımları bizim için büyük imkânlar sağlıyor. Bu sene ana arı üretimine başlayacağız, aynı zamanda coğrafi işaretin alınması,HatilaVadisinin gen koruma merkezi haline gelmesi bizim işe olan ihtiyacımızı tutkumuzu daha da arttırdı. Marka adı da Taşlıca Köyü Kalkınma Kooperatifi üzerine, tescil belgesi de bunun adına. Bizde orada işçi olarak çalışıyoruz, hem de kendi arılarımızla kendi üretimimizi yapıyoruz bu şekilde hem köyü kalkındırmaya hem de Artvin'e bir değer katmaya çalışıyoruz. Şu an 2 personel çalışıyoruz. Fakat hedefimiz bunu da artırmakhem köylüyü kalkındırmak hem üretimi arttırmaya çalışıyoruz. Köylüyü bu iş için teşvik etmeye çalışıyoruz. Bunun için kurulan 2 tane büyük tesis var, bu tesislerde ucuz kek üretimi yapmaya çalışıyoruz. Bunlar faaliyete geçtikten sonra personel sayımız artacak, köylü ve benim gibi genç insanlar bu işten artık para kazanmaya başladıklarını öğrendikleri zaman daha fazla çalışacaklar. Bir köy aynı zamanda da Artvin kalkınmış olacak” ifadelerine yer verdi.

Dedesi ve babası da arıcılık yaptığı için çocukluğundan beri bu sektörün içinde olduğunu anlatan Paçacı, o dönemlerden aklında kalanları paylaştı: “Eskiden kutu halinde yapılmış kovanlar yani fenli kovanlar yoktu,kara kovanlarla çalışıyorduk.Çocukluğumda babamla birlikte kara kovanları ağaçların üzerinde taşıdığımız zamanları hatırlıyorum veya bir ağaca yavru çıktığı zaman onu döküp karakovana yerleştirme dönemini hatırlıyorum. Yine o kara kovandan bal sağımı -ki o daha değerlidir, onu süzme halinde değil parça halinde yeriz-bunları hatırlıyorum.”

Arıcılığın 5-6 farklı kolu olduğunu dile getiren Paçacı, “Ana arı, arı sütü, arı zehri, kovan satımı üretimi, kek,propolis, polen çok fazla opsiyonu var.Hangi tarafa yönelmek isterseniz bu sizin elinizde. Biz geleneksel aracılığı bırakmaya çalışıyoruz ki daha modern bir işletme kuralım, insanlara da bunu anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü bu tarz geleneksel şekilde ilerlediği zaman gelişemiyorlar, kovan sayılarını arttıramıyorlar. Çünkü Hatila Vadisi çok büyük bir alan, yılda 30 40 ton balı karşılayabilecek, üretebilecek bir bölge fakat bir yılda en fazla 5-6 ton üretim yapabiliyoruz. Bu miktar çok az biraz nicelik yönünde ilerlemeye çalışıyoruz. Çünkü balı da fiyat performans olarak nitelendiriyoruz. Fazla pahalı satmak toplumun ne yazık ki alt kesimlerinde bu bala ulaştırmak konusunda sorun yaratıyor.Pahalısattığımız zaman biz daha fazla para kazanırız belki ama çok etik bulmadığımız bir konu. O yüzden köylüyü de teşvik etmek amacıyla yöneliyoruz” diyerek konuşmasına devam etti.

Arıcılıkta mevsim şartlarının çok önemli olduğunu, şu an koloni nüfusu artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getiren Paçacı, “Bunun içinde arıya şerbet ve kek vererek onları teşvik ediyoruz. Mayıs ayının ilk haftalarında kat atmaya başlayacağız, aynı zamanda yavrulama dönemi gelecek, biz bunu da engellemeye çalışıyoruz ki arı yavrulama yaptığı zaman koloninin neredeyse yarısı uçup gidiyor, biz bunu engelliyoruz. Koloniyi bölerek çoğaltmaya çalışıyoruz.Hem bu şekilde üretim, artıracağız. Böylelikle bir sonraki sezonda koloni sayımız artacak hem de uçup giden arılar ziyan olmayacak. Çünkü hepsini yakalama imkânımız olmuyor.

Şu an sadece arının temel bakımlarını, temizliğini yapıyoruz. Çünkü kış uykusundan yeni uyandı arılar, bu sene de kış çok ağır geçti.Arıyımayıs haziran ayına hazırlamaya çalışıyoruz ki ne kadar çok koloniyi bala götürürsek o kadar çok üretim yaparız.  Öncelikle endüstrileşme ile gelen bazı hastalıklar var mesela kireç (varova) hastalığı var. Bunlarla mücadele etmeye çalışıyoruz. Ne yazık ki şu an ilaç bakımıyla gerçekleştirilebiliyoruz. Bunun için kovanın temiz olması gerekiyor. Bu tarz bakımlara özen gösteriyoruz, asit ilaçlama yöntemi kullanıyoruz, pudra şekeri ile diğer ilacı karıştırıp veriyoruz. Bu şekilde arının güçsüzleşmesini engellemeye çalışıyoruz.Birinci önceliğimiz tamamen temizlik. Temizlik yaptıktan sonra zaten arı devamını getiriyor bir şekilde” dedi.

Hatila vadisinde arıcılık yapan 24 yaşındaki Orkun Paçacı gelecek dönemi değerlendirerek açıklamalarını sonlandırdı:

“Eğer havalar beklediğimiz gibi giderse çok verimli bir sene geçecek gibi görünüyor. Fakat en ufak bir soğukta yine 15-20 gün belki bir ay geriye atacak arı kendini. Bu da üretimin olumsuz etkilenmesine neden olacak. Sağım döneminde öncelikle arıyı kırmamamız gerekiyor.Eğer 2 kilo daha fazla bal alalım diye yaklaşırsak kovana,o kovan bir sonraki seneye daha zayıf girecek belki de sönüp gidecek. İkincisi sağıma götürdüğümüz peteklerin herhangi bir takviye ile beslenmemesi gerekiyor; şerbet, kek gibi. Sadece doğal olarak bal üretmesi gerekiyor, ondan sonra işin temizlik kısmı kalıyor, sağıyoruz ve sofraya hazır hale getiriyoruz.”

Dilan Şahinbaş