YEREL
Giriş Tarihi : 13-09-2022 09:32

12 Eylül Darbesinin Üzerinden 42 Yıl Geçti

12 Eylül Darbesinin Üzerinden 42 Yıl Geçti

Demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 42 yıl geçti.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'in başbakan olduğu 43'üncü hükümeti devirerek yönetime el koyduğu 12 Eylül 1980 Darbesi'nin 42’nci yılında DİSK, TMMOB, 78’liler Derneği, SOL Parti, Halkevleri ve Cumhuriyet Halk Partisi Artvin İl Örgütleri basın açıklaması düzenledi.

Dün saat 12.30’da Atapark’ta bir araya gerçekleştirilen ve 78’liler Dernek Başkanı Seyfettin Altıkulaç’ın okuduğu basın açıklamasında daha demokratik yaşanabilir bir Türkiye yaratmak için herkesin üzerine düşen tarihsel görevini yerine getirmesi gerektiği vurgulandı.

Bugünün insanlık ve ülke tarihinin kara lekesi olan, 12 Eylül faşist darbesinin 42’nci yılı olduğunu ifade eden Altıkulaç, “Ne olmuştu da egemenler darbe yapılmasını istemişlerdi? Ülkemizde 12 Mart darbesi ile kesintiye uğrayan Demokratik ve sınıf mücadelesi, 70 yılların ortalarında her geçen gün daha da örgütlü bir şekilde büyümeye başlamıştı. Liselerde ve üniversitelerde bilimsel demokratik eğitim mücadelesinin yanında fabrikalarda işçiler emeklerine, kırsalda köylüler tarlalarına ürünlerine sahip çıkıyorlardı. Halkın büyük çoğunluğu sorunlarını dayanışma ile imece kültürü ile sorunları çözüyordu. Sosyal devlet anlayışı ve anayasal haklar örgütlü mücadelenin zeminini oluşturmaktaydı” diyerek sermaye sınıfının ve işbirlikçilerinin bu durumdan oldukça rahatsız olduğunu belirtti.

Sermaye sınıfı ve işbirlikçilerine göre devletin ekonomi üzerindeki denetimi kalkarak serbest piyasa ekonomisinin gelmesi gerektiğini ifade eden Altıkulaç, “Egemenlerin bu taleplerinin, halk muhalefetinin karşısında oluşması mümkün değildi. Darbe onlar için ihtiyaçtı. Ülke büyük bir kaosa girmeliydi. Her geçen gün artarak devam eden bombalamalar, kurşunlamalar, faili meçhuller, aydınların, akademisyenlerin, gazetecilerin, sokaklarda öldürülmesi, Maraş Çorum faşist katliamları ile ülke kan gölüne dönmüştü. Kamusal üretimi ve sosyal devlet anlayışını rafa kaldıran Turgut Özal’ın mimarı olduğu 24 Ocak 1980 serbest piyasa ekonomik kararları hızla uygulanmalıydı. Bunun için darbeye ihtiyaç vardı. Darbenin koşulları oluşmuştu. Amerika’nın bizim çocuklar dediği darbeciler göreve hazırdı. 12 Eylül 1980’de faşist darbe ülkenin üstüne karabasan gibi çöktü” dedi.

Meclis ve Anayasa’nın fesih edildiğini, siyasi partiler, sendikalar, sivil toplum örgütlerinin kapatıldığını söyleyen Altıkulaç sözlerine “650 bin kişi gözaltına alındı. 230 bin kişi yargılandı. 517 kişiye idam cezası verildi. 18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1 asala militanı olmak üzere 50 kişi idam edildi. 30 bin kişi sakıncalı diye işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. Yüzlerce şüpheli ölümler oldu. 171 bin kişinin öldürüldüğü belgelendi. Binlerce kitap ve gazete yasaklandı yakıldı. Sanatçılar, gazeteciler, yazarlar, siyasiler, akademisyenler, öğretmenler, öğrenciler, aydınlar, toplumun bütün kesimi hedef alındı” ifadeleri ile devam etti.

Artvin’in faşizmin ağır bedellerini ödeyen illerden biri olduğuna dikkat çeken Altıkulaç, “Öğretmen Cengiz Aksakal ve Ensar Karahan, daha önce öğretmen okulu olan sonrada işkence haneye dönüştürülen yerde işkencede öldürülmüştür. Artvin’in bütün ilçelerinde ve köylerinde karakollar bazı yerlerde camiler ve okullar işkence haneye dönüştürülmüştür. Yediden yetmişe toplumun büyük bir kısmına terörist muamelesi yapılmıştır. Bin kişinin üzerinde insan darbe hukuku ile sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmış, onlarca yıl cezaevlerinde zulüm görmüştür” diyerek onlarca arkadaşlarının dağlarda kurşunlanarak öldürüldüğünü ekledi.

1982 Eylül Anayasası ile darbe hukukunun devam etmesi sağlandığını, 12 Eylül darbesinden bu yana 42 yıl geçse de darbe hukukunun devam ettiğinin altını çizen Altıkulaç, “AKP darbe hukukundan beslenerek memleketi yaşanmaz hale getirmiştir. Kamuya ait gelir getiren bütün kurum ve kuruluşlar özelleştirmeler adı altında yandaşlara peşkeş çekilmiş, yoksulluk yolsuzluk işsizlik insanları canından bezdirmiştir. Toplumdaki saygın meslek grupları olan doktorlar, akademisyenler, öğretmenler, sanatçılar ve gazeteciler itibarsızlaştırılmıştır. Eğitim, bilimsellikten uzaklaşarak cemaat ve tarikatların iradesine bırakılmıştır. Üreten değil tüketen toplum yaratılmıştır. Kadın cinayetleri artarak devam etmektedir. Mafya siyaset ilişkisine bağlı yolsuzluklar mafya liderleri tarafından ifşa edilmektedir. Ukrayna onaylamadığımız bir savaşın içinde. Ukrayna’nın temel gıda maddeleri olan buğdayına ayçiçeği yağına muhtaç duruma düşmüşüz. Etnik kimlik ve inançlar üzerinden siyaset yapılarak toplum kamplaştırılmıştır” dedi ve darbe hukuku ve onun uzantısı olan AKP ve MHP koalisyonunun halkı büyük bir cenderenin içine soktuğunu vurguladı.

Altıkulaç basın açıklamasını, “Öyle ki ne giyeceğimizden kaç çocuk yapacağımızdan ne zaman müzik dinleyeceğimize kadar hepsine karışılarak, bunun adına da ileri demokrasi denmektedir. Bu karanlık tablo hiçbirimizi yıldırmamalı. Daha demokratik yaşanabilir bir Türkiye yaratmak için herkes üzerine düşen tarihsel görevini yerine getirmelidir. Hayatın her alanında AKP ve MHP koalisyonunu geriletmek için doğru sağlıklı politikalar üreterek halkın büyük kesimini kucaklayan politikalara yan yana olmalıyız. Dayanışarak omuz omuza vererek kazanacağız” ifadeleriyle sonlandırdı.

Dilan Şahinbaş

AdminAdmin